Block title
Block content
Ruhumda büyük bir boşluk hissederek, okuyacak kitap ararken, Risale-i Nur’u okuduğum zaman elimde olmayarak ondan ayrılamadım. Kalbimdeki o büyük ihtiyacı Risale-i Nur eserlerinin karşıladığını hissettim. İlmî ve imanî şüphelerden kurtaran aklî ve imanî ispatları onda buldum. Böylelikle vesveselerin verdiği sıkıntılardan kurtuldum. Bu hakikatlerden anladım ki, Risale-i Nur, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır.

Ahlâk, edep ve terbiye gibi en yüksek meziyetlere sahip olabilmek için, kuvvetli bir imana sahip olmak lâzımdır. İman hakikatleri, Risale-i Nur’da gayet kuvvetli deliller ve açık misallerle anlatıldığı için, okudukça imanım kuvvetlenmiştir. Bu sayede dalâlete düşmekten, en yüksek medeniyet esaslarını câmi’, hak ve hakikat olan dinimden dönüp kızıl ejderin hapı olmak felâketinden kurtuldum. Bunun içindir ki, okuyucularını birçok maddî ve mânevî felâketlerden kurtaran; ve bir üniversite mezunundan ziyade bir ilme sahip eden; İslâmiyet, vatan ve millet sevgisini aşılayan; Allah’a itaati, çalışkanlık ve merhameti öğreten Risale-i Nur’dan, kıymetini anlayan hiç bir fert, ne bahasına olursa olsun ayrılmaz. Bu riyâsız, has hürmet ve tâzim, hiçbir kimsenin kalbinden çıkartılamaz.

Risale-i Nur, iddia makamınca “muzır eserler” diye tavsif ediliyor. Bu vicdansızlığı ve yalanı şiddetle protesto ediyorum. Ve benim de teşvikatta bulunduğum iddia ediliyor. Evet, bu doğrudur. Fakat, diğer iftirayı işiten bütün münevverlerin kalbleri sızlamış ve hatta ağlamış, dişleri gıcırdamıştır. Yirminci asır pozitif fikirlerin hükümran olduğu bir zamandır. Delilsiz, ispatsız şeylere inanılmıyor ve inanmıyoruz. Muzır eserler olduğunun ispatını isteriz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aklî : akla uygun
asır : yüzyıl
beşeriyet : insanlık
cami’ : kapsamlı
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
edep : terbiye, olgunluk
esas : temel
fert : birey
gaybî : geleceğe ait
gayet : çok
hakikat : doğru gerçek; bir şeyin içyüzü
has : özel
hazret : saygıdeğer
hükümran : hükmeden, egemen
hürmet : saygı
ıslah eden : düzelten, iyileştiren
iftira : yalan yere birisini suçlu göstermek, birisine suç atmak
irşad : doğru yolu gösterme
itaat : emre uyma
kanaat : görüş, fikir
külliyat : bir yazarın eserlerinin tamamı; Risale-i Nur Külliyatı
maksat : amaç, gaye
merhamet : acıma, şefkat
meziyet : üstün özellik
misal : benzetme, örnek
muzır : zararlı
münevver : aydın kişi
riyâsız : gösterişsiz
suret : biçim, şekil
tavsif edilmek : vasıflandırılmak, nitelendirilmek
tâzim : büyüklüğünü dile getirme
telif : yazma, kaleme alma
teşvikat : teşvikler
tezahür eden : görünen, beliren
vesvese : kuruntu, şüphe
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...