Block title
Block content
İnsan akıl ve fikir cihetiyle ve esmâ-i İlâhiyeye en ziyade âyinedar bulunmasıyla sair mahlukata bir nevi sultan hükmünde olduğu; insan eğer iman ve ubudiyetle Allah’a intisap etse, dalâlet ve sefahetten ve büyük günahlardan korunsa, mevcudâtın üstünde âlâ-yı illiyyine lâyık ve ebedî Cennet ve saadete mazhar bir muhterem misafir ve eğer şirk ve isyanla veya gaflet ve dalâletle Hâlıkına küfretse, o zaman hayvandan daha aşağı ve esfel-i sâfilîne düşerek ebedî Cehenneme müstehak ve sonsuz azap ve işkencelere lâyık bir bedbaht olduğunu ve Kur’ân’ın daima değişmez ve onun hüküm ve emirleri tebeddül etmez ve edilemez bir hak kelâmı ve İslâmiyetin daima en yüksek bir medeniyette bulunduğunu ve beşeriyetin hakikî ve daimî saadeti ancak ve ancak evâmir-i Kur’âniyeye ittibâ ve intisapla mümkün olacağını açık ve kat’î olarak izah ve ispat eden Risale-i Nur’un kudsiyetini ve yüceliğini ve o mu’cize-i Kur’ân’ın bir nur-u İlâhî ve bir ihsan-ı Rabbânî olduğunu iman ve ilân etmek bir cürüm müdür?

Fâni beş on dakikalık gayr-i meşru zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi ve onların medih ve tavsiye edilmesi bir suç sayılmıyor da, yüz milyonlarla insan onda gitmiş ve hakikî olan saadete ulaşmış İslâmiyet güneşinin tarifçisi ve tavsiyecisi ve hakaik-i imaniyenin müjdecisi olan Risale-i Nur’u okumak ve yazmak, medh ü senasına kàdir olamadığımız yüksek mezâyasını tavsiye etmemiz bir suç sayılıyor! Acaba kalbinde zerre kadar imanı olan ve memleket ve milletin selâmetini arzu eden bir insan bunu suç sayabilir mi?

Sayın Yargıtay hâkimleri; Sizin yüksek huzurunuza arz edilen bu dâvâ doğrudan doğruya iman ve Kur’ân dâvâsıdır. Milyonlarla insanların ebedî saadet ve kurtuluşu dâvâsıdır. Bu azîm dâvâ ile başta Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, bütün enbiya aleyhimüsselâm ve bütün evliya ve hadsiz ehl-i hakikat ve imanla dâr-ı bekàya gitmiş bütün ecdatlarımız mânen alâkadardırlar. O milyonlar ehl-i hakikatin selâm ve sevgilerini, dua ve şefaatlerini kazanmak fırsatı şimdi elinizdedir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlâ-yı illiyyîn : yücelerin en yücesi
aleyhimüsselâm : Allah’ın selâmı onların üzerine olsun
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
arz etmek : söylemek, ifade etmek
azap : acı, sıkıntı
azîm : büyük
bedbaht : kötü bahtlı, talihsiz
beşeriyet : insanlık
cürüm : suç
daima : devamlı, sürekli
daimî : devamlı, sürekli
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
ehl-i hakikat : doğru ve hak yolda olan kimseler
enbiya : nebiler, peygamberler
esfel-i sâfilîn : aşağıların en aşağısı
evâmir-i Kur’âniye : Kur’ân’ın emirleri
evliya : Allah’ın sevgili kulları, veliler
fâni : gelip geçici olan, çabuk biten
gaflet : dalgınlık, dikkatsizlik
gayet : çok, oldukça
gayr-i meşru : helâl olmayan, dine aykırı
hadsiz : sınırsız, sonsuz
hakaik-i imaniye : iman hakikatleri
Hâlık : herşeyi yaratan Allah
ihsan-ı Rabbânî : Allah’ın ihsanı, ikramı, bağışı
intisap : bağlanma
ittiba : tabi olma, uyma
izah : açıklama
kàdir olma : gücü yetme, iktidar sahibi olma
kat’î : kesin olarak
kelâm : kelime, söz
kudsiyet : kutsal oluş, kutsallık
mazhar : erişme, nail olma
medh ü senâ : övme ve yüceltme
medih edilme : övülme
mevcudat : varlıklar
mezâyâ : meziyetler, üstün özellikler
mu’cize-i Kur’ân : Kur’ân mu’cizesi
muhterem : saygıdeğer
muzır : zararlı
müstehak : hak etmiş, lâyık
neşredilme : yayımlanma
nur-u İlâhî : İlâhî nur
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
saadet : mutluluk
sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük, beyinsizce davranış
selâmet : esenlik, güven
şirk : Allah’a ortak koşma
tebeddül : başkalaşma, değişme
zerre kadar : çok az, azıcık
Yükleniyor...