Block title
Block content
Bu hukukumun bir suç konusu olacağını zannetmiyor ve son söz olarak diyorum ki: Vatan ve millete ve insanlık câmiasına hizmet edebilmek için, “Hakîm kimdir? Başına gelen” fehvasınca, iki vilâyetin ve birçok kazaların zabıtasının dahi şehadet edebileceği şekilde, serserilikten, şahıslarını bu Nur Risaleleriyle kurtarıp başkalarını da kurtarmaya vesile olan Nur şakirtlerinin uzun senelerden beri bu vatan ve millete, bu vatandaki idareye yaptıkları vatanî hizmet binlerle kişilik zabıta kuvvetinin hizmetinden hakikatte daha mühim iken ve takdire ve iltifata daha lâyık iken su-i tefsire uğratılarak âdetâ bir ecnebî rejimi hesabına kasten hareket eder gibi bizleri tevkif ve muhakemelere verip işimizi, gücümüzü ayaklar altında bırakmak ve bîçare evlât ve iyâlimizi perişan edip ağlatmak hangi demokrasi kanunlarıyla, hangi yeminli ve yüminli âdil hâkimlerin vicdanî ve âdilâne kararlarıyla kàbil-i teliftir? Mahkemenizden ve vicdanınızdan soruyorum. Ve büyük ve âdil Türk milleti ve onun âlî meclisi namına icra-yı adalet eden muhterem mahkemenizden, pekçok fevâidi ve menâfii meydanda olup inkâr edemediğimiz bu eserlerin serbestiyetini ve bizim de beraatimizi talep ediyorum.
Afyon Cezaevinde mevkuf Safranbolulu
Mustafa Osman
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdetâ : sanki, tıpkı
âdil : adaletli
âdilâne : adâletli
ahlâk-ı Kur’âniye : Kur’ân ahlâkı
âli : yüksek, yüce
âlim : ilim sahibi, çok bilgili olan
âmil : sebep
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
bîçare : çaresiz, zavallı
câmia : topluluk
cihet : yön, taraf
ders-i imaniye : iman dersi
ecnebî : yabancı
emniyet : güvenlik
fehvasınca : mânâsınca gereğince
fevâid : faydalar
hakaik-ı Kur’âniye ve imâniye : Kur’ân ve imân hakikatleri
hakikat : doğru gerçek; birşeyin içyüzü
Hakîm kimdir? yani, “Hikmetli insan kimdir?” Cevap : “deneyim geçiren kimsedir”
hissiyat : hisler, duygular
icra-yı adalet : adaletin uygulanması
ihlâl : bozma, karıştırma
iltifat : değer, iyi ve güzel davranış
inkâr : inanmama, kabul etmeme
iyâl : bir kişinin geçimini üstlendiği kimseler
kabil-i telif : birleştirilmeye uygun, bağdaştırılabilir
kasten : kasıtlı olarak
menâfi : menfaatler, yararlar
mevkuf : tevkif edilmiş, tutuklu
muhakeme : yargılama
muhterem : saygıdeğer
müdafaa : savunma
mühim : önemli
namına : adına
rejim : yönetim şekli, biçimi
risale : mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm
sanık : suçlu olduğu sanılan kimse
serbestiyet : serbestlik
su-i tefsir : yanlış yorumlama
şakirt : öğrenci, talebe
şehadet : şahitlik, tanıklık
şiâr : prensip, nişan, ayırt edici iyi âdet
tahsil : ilim öğrenme, öğrenim
takdir : beğeni
talep : istek, isteme
teşebbüs : başvurma
tevkif : tutuklama
vicdanî : vicdana ait
vilâyet : il
yümin : bereket, uğur
Yükleniyor...