Block title
Block content
Bu gelen kısım çok ehemmiyetlidir.

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

Son sözün mühim bir parçası;

Efendiler, Reis Bey, dikkat ediniz!
Risale-i Nur’u ve şakirtlerini mahkûm etmek, doğrudan doğruya küfr-ü mutlak hesabına, hakikat-i Kur’âniye ve hakaik-i imaniyeyi mahkûm etmek hükmüne geçmekle, bin üç yüz seneden beri her senede üç yüz milyon onda yürümüş ve üç yüz milyar Müslümanların hakikate ve saadet-i dâreyne giden cadde-i kübrâlarını kapatmaya çalışmaktır ve onların nefretlerini ve itirazlarını kendinize celb etmektir. Çünkü o caddede gelip gidenler, gelmiş geçmişlere dualar ve hasenatlarıyla yardım ediyorlar. Hem bu mübarek vatanın başına bir kıyamet kopmaya vesile olmaktır. Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz milyar dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki, “Doktor Duzi’nin, baştan nihayete kadar serâpâ İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde ve frenkçe Tarih-i İslam namındaki eseri ki, zındıkların kütüphanelerinizdeki eserlerine, kitaplarına ve serbest okumalarına ve o kitapların şakirtleri, kanununuzca cemiyet şeklini almalarıyla beraber, dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsad komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhalif cemiyetlerine ilişmiyordunuz? Neden hiçbir siyasetle alâkaları olmayan ve yalnız iman ve Kur’ân cadde-i kübrâsında giden ve kendilerini ve vatandaşlarını idam-ı ebedîden ve haps-i münferitten kurtarmak için Kur’ân’ın hakikî tefsiri olan Risale-i Nur gibi gayet hak ve hakikat bir eseri okuyanlara ve hiçbir siyasî cemiyetle münasebeti olmayan o hâlis dindarların birbiriyle uhrevî dostluk ve uhuvvetlerine cemiyet nâmı verip ilişmişsiniz? Onları pek acip bir kanunla mahkûm ettiniz ve etmek istediniz?” dedikleri zaman ne cevap vereceksiniz? Biz de sizlerden soruyoruz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Birinci Şuâ / Sonraki Risale: On Üçüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acaip, tuhaf
alâka : ilgili
anarşistlik : düzene düşman olma, yıkıcı ve kargaşa çıkarma
cadde-i kübrâ : büyük ve geniş cadde
celb etmek : kendine çekmek
cemiyet : topluluk, dernek
ehemmiyet : değer, önem
Frenkçe : Batı diliyle
hakaik-i imâniye : iman hakikatleri, esasları
hakikat : gerçek, doğru
hakikat-i Kur’âniye : Kur’ân hakikati özü, gerçek mânâsı
hakikî : asıl, gerçek, doğru
hâlis : samimi, saf, temiz
haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
hasenat : sevaplar, güzellikler, iyilikler
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
ifsad : bozucu
iğfal : kandırma, aldatma
komitecilik : kötü bir maksat için gizli cemiyet kurma
küfr-ü mutlak : tam anlamıyla inkâr, hiçbir kutsal ve dinî değere inanmama
mahkeme-i kübrâ : âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme
mahkûm : hüküm giyen
menfi : olumsuz, negatif
muhalif : aykırı, zıt
mübarek : bereketli, hayırlı
münasebet : bağlantı, ilişki
nâm : ad, isim
namındaki : adındaki
nihayet : son
reis : başkan
saadet-i dareyn : dünya ve âhiret mutluluğu
serâpâ : tepeden tırnağa, baştan başa
şakirt : talebe, öğrenci
tefsir : açıklama, yorum
uhrevî : âhirete ait
uhuvvet : kardeşlik
zındık : dinsiz
Yükleniyor...