Block title
Block content
Aziz, sıddık kardeşlerim; Kader-i İlâhî adâleti bizleri Denizli medrese-i Yusufiyesine sevk etmesinin bir hikmeti, her yerden ziyade Risale-i Nur’a ve şakirtlerine hem mahpusları, hem ahalisi, belki hem memurları ve adliyesi muhtaç olmalarıdır. Buna binaen, biz bir vazife-i imaniye ve uhreviye ile bu sıkıntılı imtihana girdik.

Evet, yirmi-otuzdan ancak bir-ikisi tâdil-i erkân ile namazını kılan mahpuslar içinde birden Risale-i Nur şakirtlerinden kırk ellisi umumen bilâistisna mükemmel namazlarını kılmaları, lisan-ı hal ile ve fiil diliyle öyle bir ders ve irşaddır ki, bu sıkıntı ve zahmeti hiçe indirir, belki sevdirir. Ve şakirtler, ef’alleriyle bu dersi verdikleri gibi, kalblerindeki kuvvetli tahkikî imanlarıyla dahi buradaki ehl-i imanı ehl-i dalâletin evham ve şübehatından kurtarmalarına medar çelikten bir kal’a hükmüne geçeceğini rahmet ve inayet-i İlâhiyeden ümit ediyoruz.

Buradaki ehl-i dünyanın bizi konuşmaktan ve temastan menleri zarar vermiyor. Lisan-ı hal, lisan-ı kalden daha kuvvetli ve tesirli konuşuyor. Madem hapse girmek terbiye içindir; milleti seviyorlarsa mahpusları Risale-i Nur şakirtleriyle görüştürsünler; tâ bir ayda, belki bir günde bir seneden ziyade terbiye alsınlar. Hem millete ve vatana, hem kendi istikballerine ve âhiretine menfaatli birer insan olsunlar. Gençlik Rehberi bulunsaydı çok faidesi olurdu. İnşaallah bir zaman girer.
Said Nursî

• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahali : halk
aziz : çok değerli, izzetli
bilâistisna : istisnasız
binâen : –dayanarak, dolayı
ef’al : fiiller, hareketler
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan kimseler
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
ehl-i iman : Allah’a inananlar, mü’minler
evham : kuruntular, şüpheler
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
inşaallah : Allah izin verirse
irşad : doğru yolu gösterme, uyarma
istikbal : gelecek
kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
lisan-ı hal : hal ve davranış dili
lisan-ı kàl : söz ile anlatım, konuşma dili
medar : kaynak, vesile, sebep
medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
men : yasaklama
menfaat : yarar
rahmet ve inâyet-i İlâhiye : Allah’ın rahmet, şefkati ve yardımı
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : talebe, öğrenci
şübehat : şüpheler
tâdil-i erkân : namazı şartlarına uygun şekilde kılma ve rüku ve secde gibi temel esasları usulüne uygun olarak yerine getirme
tahkikî : araştırarak ve kesin delillere dayanarak
terbiye : belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunlaştırma
umumen : bütünüyle
vazife-i imaniye ve uhreviye : iman ve âhiret vazifesi
vücud : beden
ziyade : çok
Yükleniyor...