Block title
Block content
Aziz, sıddık, sebatkâr ve vefadar kardeşlerim; Sizi müteessir etmek veya maddî bir tedbir yapmak için değil, belki şirket-i mâneviye-i duaiyenizden daha ziyade istifadem için ve sizin de daha ziyade itidal-i dem ve ihtiyat ve sabır ve tahammül ve şiddetle tesanüdünüzü muhafaza için bir halimi beyan ediyorum ki: Burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azabı, Eskişehir’de bir ayda çekmezdim. Dehşetli masonlar, insafsız bir masonu bana musallat eylemişler, tâ hiddetimden ve işkencelerine karşı “Artık yeter” dememden bir bahane bulup, zâlimâne tecavüzlerine bir sebep göstererek yalanlarını gizlesinler. Ben, harika bir ihsan-ı İlâhî eseri olarak şâkirâne sabrediyorum ve etmeye de karar verdim.

Madem biz kadere teslim olup bu sıkıntıları, 1 خَيْرُ اْلاُمُورِ اَحْمَزُهَا sırrıyla, ziyade sevap kazanmak cihetiyle mânevî bir nimet biliyoruz. Madem geçici, dünyevî musibetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor. Ve madem hakkalyakîn derecesinde yakînî bir kat’î kanaatımız var ki, biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir. Elbette biz bu sıkıntılı hallerle müftehirâne, müteşekkirâne bir mücahede-i mâneviye yapıyoruz diye, şekvâ etmemek lâzımdır.
• • •

Aziz kardeşlerim; Evvel âhir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enâniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır.
Said Nursî

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 1:55.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
akîm kalmak : neticesiz, sonuçsuz kalmak
azap : acı, sıkıntı
aziz : çok değerli, izzetli
benlik : gurur
cihet : yön, taraf
ekseriyetle : çoğunlukla
enâniyet : benlik, gurur
erkân : rükünler, temel unsurlar; bir yapıyı, topluluğu oluşturan önemli fertlerden her biri; ileri gelenler
hakikat : asıl, gerçek, doğru
hakkalyakin : bizzat yaşayarak, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde elde edilen kesin bilgi
iğfal etmek : gaflete düşürerek kandırmak, aldatmak
ihsan-ı İlâhî : Allah’ın ihsanı, ikramı, bağışı
ihtiyat : önlem alma, tedbirli hareket etme
isnad : dayandırma
itidal-i dem : soğukkanlılık
itirazname : itiraz metni
kader : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
kat’î : kesin
komite : belli bir amaç için bir araya gelen ve faaliyet gösteren topluluk
muhafaza : koruma
musallat : sataşan, ilişen
musibet : belâ, dert, felâket
mücahede-i mâneviye : mânevî mücadele
müddeiumum : savcı
müftehirâne : övünerek, gurur duyarak
müteşekkirâne : teşekkür ederek
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
setr : örtme
sıddık : çok doğru ve bağlı
şâkirâne : şükrederek
şekvâ : şikâyet
tahaffuz : korunmak, sakınmak
tesanüd : dayanışma
vakfetmek : bağışlamak
yakînî : kesin, şüphesiz
zâlimâne : zâlimce
zındık : dinsiz
ziyade : çok
Yükleniyor...