Block title
Block content
Bunların teveccühü ise rahmet-i İlâhiyeyi ve kabul-ü Rabbâniyeyi gösteren bu yüksek takdir ve tahsinlerine karşı mahdut bir kısım serseri ve haylâz ve sefihlerin tahkirkârâne nazarlarının hiçbir ehemmiyeti olamaz. Hattâ bir gün hastalık için araba ile gittiğim zaman, çok ağırlık hissettim ve sonra sizin gibi elim bağlı beraber gittiğim vakit, büyük bir inşirah ve mânevî bir ferah hissettim. Demek o hal, bu sırdan ileri gelmiş. Çok defa söylediğim gibi yine tekrar ediyorum ki, tarihte Risale-i Nur şakirtleri gibi hak yolunda pek çok hizmet eden ve pek çok sevap kazanan ve pek az zahmet çeken görülmüyor. Biz ne kadar meşakkat çeksek, yine ucuzdur.
• • •

2 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim; Bu musibetimizden kaçmak ve kurtulmak, iki cihetle kàbil değildi:

Birincisi: Kader-i İlâhi kısmetimizin bir kısmını buradan bize yedirmek için herhalde gelecektik. En hayırlısı bu tarzdır.

İkincisi: Aleyhimize çevrilen dolaptan kurtulmak imkânı bulmadık. Ben hissetmiştim, fakat çare yoktu. Bîçare merhum Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Abdülbâki kurtulamadılar. Demek bu musibette biz birbirimizden şekvâ etmek hem haksız, hem mânâsız, hem zararlı, hem Risale-i Nur’dan bir nevi küsmektir. Sakın, sakın, has rükünlerin gösterdikleri faaliyeti bu musibete bir sebep görüp onlardan gücenmek ise, Risale-i Nur’dan çekilmek ve hakaik-i imaniyeyi öğrenmeden pişman olmaktır. Bu ise, maddî musibetten daha büyük bir mânevî musibettir. Ben kasemle temin ederim ki, sizin herbirinizden yirmi otuz derece ziyade bu musibette hissedar olduğum halde, niyet-i hâlise ile faaliyet göstermelerinden, ihtiyatsızlığı yüzünden gelen bu musibet on defa daha fazla olsa da yine onlardan gücenmem. Hem geçmiş şeylere itiraz etmek mânâsızdır. Çünkü tamiri kàbil değil.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
2 : “Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : çok değerli, izzetli
bîçare : çaresiz, zavallı
cihet : yön, taraf
hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, esasları
hissedar olmak : pay sahibi olmak
ihtiyatsızlık : tedbirsizlik
inşirah : rahatlama, huzur
kabil : mümkün, olabilir, imkan dahilinde
kabul-ü Rabbâniye : Cenâb-ı Allah’ın kabul ve rızâsı
kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
kasem : yemin
mahdut : sınırlı
merhum : rahmete kavuşmuş, vefat etmiş
meşakkat : güçlük
musibet : belâ, dert, felâket
nazar : bakış, dikkat
nevi : çeşit, tür
niyet-i hâlisa : saf, temiz niyet
rahmet-i ilâhiye : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti
rükün : esas, temel unsur; bir yapıyı, topluluğu oluşturan önemli fertlerden her biri; ileri gelenler
sefih : yasak zevk ve eğlencelere düşkün olan
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : talebe, öğrenci
şekvâ : şikayet
tahkirkârâne : hakaret edercesine
tahsin : güzel görme, beğenme
temin etmek : güven, garanti vermek
teveccüh : ilgi, yönelme
ziyade : çok
Yükleniyor...