Block title
Block content
Kardeşlerim; Merak, musibeti ikileştirir, maddî musibeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur. Hem kadere karşı bir nevi itiraz ve tenkidi ve rahmete karşı bir nevi ittihamı işmam eder. Madem herşeyde bir güzellik ciheti var ve rahmetin bir cilvesi var ve kader, adâlet ve hikmetle iş görür. Elbette bu zamanda umum âlem-i İslâmı alâkadar edecek bir kudsî vazife yüzünden hafif bir zahmete ehemmiyet vermemekle mükellefiz.
• • •

Cüz’î ve lüzumsuz bir âdi halimi size yazmak icap etti. Kardeşlerim; Benim kat’î kanaatim geldi ki, nazar, beni şiddetle müteessir ve hasta eder. Çok defa tecrübe ettim. Ben ruh u canla size her vaziyette arkadaş olmak istiyorum, fakat 1 اَلنَّظَرُ يُدْخِلُ الْجَمَلَ الْقِدْرَ وَالرَّجُلَ الْقَبْرَ meşhur kaide ile nazar beni vurur. Çünkü bana bakan, ya şiddetli adavetle veya takdirle nazar eder. Bu iki nazar dahi, bazı insanların, bir hâsiyet-i isabet sırrıyla bakmasında bulunur. Bunun için mümkün olsa, mecbur etmezlerse sizinle beraber mahkemeye her vakit gelmemek niyet ettim.
• • •

3 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ2 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Aziz kardeşlerim; Bu fecirde, birden bir fıkra ihtar edildi. Evet, ben de Hüsrev’in zelzele hakkında tafsilen yazdığı keramet-i Nuriyeyi tasdik ederim ve kanaatim de o merkezdedir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Göz değmesi, deveyi kazana, adamı kabre sokar.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:76; el-Mağribî, Câmiu’ş-Şeml: 2:49; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr: Hadîs no: 5748.
2 : Her türlü noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
3 : “Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
adâvet : düşmanlık
âdi : sıradan, normal
alâkadar : alâkalı, ilgili
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
aziz : çok değerli, izzetli
cihet : yön, taraf
cilve : görüntü, yansıma
cüz’î : küçük, ferdî
fecir : tan yerinin ağarması, sabah
fıkra : bölüm
hâsiyet-i isabet : göz değmesi özelliği
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
icap etmek : gerekmek
ihtar edilmek : hatırlatılmak, kalbe gelmek
işmam etmek : hissettirmek
ittiham : suçlama
kader : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
kaide : kural, prensip
kat’î : kesin
keramet-i Nuriye : Risale-i Nur’un kerameti
kudsî : mukaddes, yüce
musibet : belâ, dert, felâket
mükellef : sorumlu, yükümlü
müteessir : etkilenen, üzüntülü
nazar : bakış, göz değmesi
nevi : çeşit, tür
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
şakirt : talebe, öğrenci
taarruz : saldırı
tafsilen : ayrıntılı olarak
tasdik : doğrulama, onaylama
tevafuk : uygunluk, denk gelme
umum : bütün
zelzele : deprem, sarsıntı
Yükleniyor...