Block title
Block content
Kardeşlerim, madem bir kısmın mâhiyetleri bu tarzdır; onlara, o kısma teslim olmak, bir nevi intihardır, İslâmiyetten pişman olmaktır, belki dinden insilâh etmektir. Çünkü o derece ilhadda taassup etmiş ki, bizim gibilerden yalnız teslimiyetle ve tasannu ile razı olmuyorlar. “Kalbini ve vicdanını bırak, yalnız dünyaya çalış” derler. İşte bu vaziyete karşı inayet-i Rabbâniyeye dayanıp metanet ve sabır ve tevekkül ederek dört sandık Risale-i Nur eczaları o merkeze yetişip, kuvvetli hakikatlerle galebe çalmasına dua etmekten başka çare yoktur. Biz birbirimizden çekinmekle ve gücenmekle ve Risale-i Nur’dan çekilmekle ve onlara teslim ve hattâ iltihak etmekle faide vermediği şimdiye kadar tecrübe edildi. Hem hiç merak etmeyiniz. O Vekilin o farfaralı telâşı, zaafına ve tam korkusuna delâlet eder. Tecavüze değil, belki tedâfüe mecburiyeti bildiriyor.
• • •

Aziz, sıddık kardeşlerim; Homalı kardeşlerimizden Ali namında bir şakirt, Hâfız Ali’nin vefatı günlerinde vefat ettiğini Sami Bey bana söylediği gibi, Homalı kahramanlardan Mehmed Ali dahi bana yazdı. Ben de o Ali’yi o büyük şehid Ali’ye çok dualarda arkadaş yaptım.

Bu yakında, bizimle alâkadar bir hanım, üç kardeşimizin öldüğünü görmüştü. Tabiri: Bu iki Ali ve Risale-i Nur’a hapiste tâbi olmak isteyen asılan Mustafa, umumumuzun bedeline âhirete gittiler ve selâmetimizin hesabına feda oldular demektir.
• • •

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

Aziz, sıddık, sarsılmaz ve tevekkülün mahiyetini ve kıymetini anlayan kardeşlerim; Yirmi seneden beri hiçbir gazeteyi ne okumak ve ne sormak merakım olmadığı halde, pek çok teessüfle, yalnız bir kısım zayıf kardeşlerimizin hatırları için bugün bir gazetenin bir bahsini gördüm. Bundan bildim ki, perde altında ve üstünde ehemmiyetli cereyanlar rol oynuyorlar. Meydanda biz göründüğümüzden, bizler, o cereyanlarla alâkadar tevehhüm ediliyoruz. İnşaallah, Risale-i Nur’un dört sandık kuvvetli cerh edilmez risaleleri ve pek kat’î müdafaa defterleri, bizim hakkımızda, hem iman ve Kur’ân, İslâm hakkında bir hayırlı netice verecekler. Biz onların dünyalarına karışmadık ve karışacağımızı hiçbir cihetle daha tesbit edemediler. Mecburiyetle bütün Risale-i Nur’u Ankara tahkik için istedi.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
aziz : çok değerli, izzetli
cereyan : akım, hareket
cerh edilmez : çürütülmez
cihet : yön, taraf
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
farfara : hafif meşreplik, boş gürültü
galebe çalmak : üstün gelmek
hakikat : asıl, gerçek, doğru
Homa : Denizli’nin Çivril ilçesine bağlı ve şimdiki ismi Gümüşsu olan bir kasaba
iltihak etmek : katılmak
inşaallah : Allah’ın izniyle
kat’î : kesin olarak
mahiyet : esas, nitelik, özellik
müdafaa : savunma
nam : ad
risale : mektup, küçük çaplı kitap; Risale-i Nur Külliyatı’nda bulunan her bir bölüm
selâmet : güven, esenlik
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : talebe, öğrenci
tabir : ifade, açıklama
tahkik : araştırma, inceleme
tedafü : müdafaa, savunma
teessüf : eseflenme, üzülme
tevehhüm etmek : zannetmek, sanmak
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
umum : bütün
zaaf : zayıflık, güçsüzlük
Yükleniyor...