Block title
Block content
Kırk sene evvel ehl-i siyaset, bana bir cinnet-i muvakkate isnadıyla tımarhaneye sevkettiler. Ben onlara dedim: Sizin akıllılık dediğinizin çoğunu ben akılsızlık biliyorum, o çeşit akıldan istifa ediyorum,

وَكُلُّ النَّاسِ مَجْنُونٌ وَلٰكِنْ عَلٰى قَدَرِ الْهَوٰى اِخْتَلَفَ الْجُنُونُ 1

kaidesini sizlerde görüyorum demiştim. Şimdi dahi beni ve kardeşlerimi şiddetli bir mes’uliyetten kurtarmak fikriyle bana mahrem risale cihetiyle ara sıra bir cezbe, bir cinnet-i muvakkate isnad edenlere aynı sözleri tekrarla beraber, iki cihetle memnunum:

Birisi: Hadîs-i sahihte vardır ki, “Bir adam kemâl-i imanı kazandığına, avâm-ı nâsın akıllarının tavrı haricindeki yüksek hallerini mecnunluk, divanelik saymaları, onun kemâl-i imanına ve tam itikadına delâlet eder” 2 diye ferman ediyor.

İkinci cihet: Ben, bu hapisteki kardeşlerimin selâmetleri ve necatları ve zulmetten kurtulmaları için, değil yalnız bir divanelik isnadını, belki kemâl-i fahir ve ferahla tamam aklımı ve hayatımı feda etmesini kabul ediyorum. Hattâ siz münasip görürseniz, o üç zâtlara benim tarafımdan bir teşekkürname yazılsın ve onları mânevî kazançlarımıza teşrik ettiğimiz bildirilsin.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Herkes delidir. Fakat boş şeylerle meşgul olma nisbetinde delilik derecesi farklılık arz eder.
2 : Müsned, 3:86; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:499; Beyhakî, Sünenü’l-Kübra, 9:153; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 2:399.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
avâm-ı nâs : sıradan insanlar, halk tabakası
aziz : çok değerli, izzetli
berzah : kabir âlemi
cezbe : Allah sevgisiyle kendinden geçer bir hale gelme
cihet : yön, taraf
cinnet-i muvakkata : geçici delilik
delâlet : delil olma, işaret etme
divanelik : delilik
düstur : kâide, kural
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar
ferman : buyurma, emretme
hadîs-i sahih : sahih hadîs; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin bilinen ve doğru sened ve güçlü râvîlerle nakledilen hadis
hakikat : asıl, gerçek, doğru
hâlis : içten, katıksız, samimi
hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân hizmeti
İhlâs Risalesi : Risale-i Nur Külliyatı’ndan Yirmi Birinci Lem’a isimli bölüm
inkisar-ı hayal : hayal kırıklığı
isnad : dayandırma
istifa etmek : bir şeyi bırakmak, kabul etmeyip çekilmek
itikad : inanç
kaide : kural, prensip
kemâl-i fahir : tam iftihar ederek
kemâl-i iman : tam ve mükemmel bir iman
mahrem : gizli olan, herkese söylenmeyen, gizli sır
mecnunluk : delilik
mes’uliyet : sorumluluk, yükümlülük
muhafaza : koruma
münasip : uygun
necat : kurtuluş
neş’et etmek : çıkmak, yetişmek
risale : mektup, küçük çaplı kitap; Risale-i Nur Külliyatı’nda bulunan her bir bölüm
selâmet : güven, esenlik
sıddık : çok doğru ve sadık
şakirt : talebe, öğrenci
teşekkürnâme : teşekkür belgesi
teşrik : ortak
tımarhane : akıl hastanesi
zulmet : karanlık
Yükleniyor...