Block title
Block content
Meselâ büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa, maddiyatta çok tevağğul eden ve gittikçe mâneviyattan tebâud eden ve nura karşı gabîleşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirâne sözü mâneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir. Acaba yerde iken Arş-ı Âzamı temaşa eden, harika bir deha-yı kudsî sahibi olan ve doksan sene mâneviyatta terakki edip çalışan ve hakaik-ı imaniyeyi ilmelyakîn, aynelyakîn, hatta hakkalyakîn sûretinde keşfeden Şeyh Geylâni (k.s.) gibi yüz binler ehl-i hakikatın ittifak ettikleri tevhidî ve kudsî ve mânevî meselelerde, maddiyatın en dağınık ve kesretin en cüz’î teferruatına dalan ve sersemleşen ve boğulan feylesofların sözleri kaç para eder? Ve inkârları ve itirazları, gök gürültüsüne karşı sivrisineğin sesi gibi sönük olmaz mı?

Hakaik-i İslâmiyeye zıddiyet gösterip mübareze eden küfrün mâhiyeti bir inkârdır, bir cehildir, bir nefiydir. Sureten ispat ve vücudî görülse de, mânâsı ademdir, nefiydir. İman ise ilimdir, vücudîdir, ispattır, hükümdür. Herbir menfî meselesi dahi, bir müspet hakikatın ünvanı ve perdesidir. Eğer imana karşı mübareze eden ehl-i küfür, gayet müşkülâtla menfî itikadlarını kabul-ü adem ve tasdik-i adem suretinde ispat ve kabul etmeye çalışsalar; o küfür bir cihette yanlış bir ilim ve hatâ bir hüküm sayılabilir. Yoksa, irtikâbı çok kolay olan yalnız adem-i kabul ve inkâr ve adem-i tasdik ise cehl-i mutlaktır, hükümsüzlüktür.

Elhasıl, itikad-ı küfriye, iki kısımdır:

Birisi: Hakaik-i İslâmiyeye bakmıyor. Kendine mahsus yanlış bir tasdik ve bâtıl bir itikat ve hatâ bir kabuldür ve zâlim bir hükümdür. Bu kısım bahsimizden hariçtir. O bize karışmaz, biz de ona karışmayız.

İkincisi: Hakaik-i imaniyeye karşı çıkar, muaraza eder. Bu dahi iki kısımdır:

Birisi: Adem-i kabuldür. Yalnız, ispatı tasdik etmemektir. Bu ise bir cehildir; bir hükümsüzlüktür ve kolaydır. Bu da bahsimizden hariçtir.

İkincisi: Kabul-ü ademdir. Kalben, ademini tasdik etmektir. Bu kısım ise bir hükümdür, bir itikaddır, bir iltizamdır. Hem iltizamı için nefyini ispat etmeye mecburdur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : yokluk, hiçlik
adem-i kabul : kabule yanaşmama, bir hükme varmama
adem-i tasdik : tasdik etmeye yanaşmama; tasdiksizlik
Arş-ı Azam : Cenab-ı Allah’ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği yer
aynelyakîn : gözle görür derecesinde olan kesinlik ve şüphesizlik
bâtıl : doğru olmayan, yalan, yanlış
bilhassa : özellikle
cehl-i mutlak : tam bilgisizlik
cihet : şekil, yön
cüz’î : ferdî, küçük, birey
deha-yı kudsî : kutsal deha, zekâ
ehl-i hakikat : doğru ve hak yolda olan kimseler
ehl-i küfür : inkârcılar, kâfirler
elhasıl : özetle, kısaca
feylosof : filozof, felsefeci
gabîleşen : yabancılaşan, âdeta körleşen
gayet : son derece
hakaik-ı imaniye : iman hakikatleri, gerçekleri
hakaik-ı İslâmiye : İslâmın gerçekleri, esasları
hakikat : doğru gerçek
hakkalyakin : bizzat yaşanarak elde edilen kesinlik ve şüphesizlik
icma-ı ulema : âlimlerin bir konuda görüş birliğine varmaları
ilmelyakîn : ilmî delile dayanan kesinlik ve şüphesizlik
irtikâb : yapma, işleme
ispat : varlık ortaya koyma
itikad-ı küfriye : küfür itikadı, inkâra dayalı inanç biçimi
itikat : inanma, tasdik etme
kabul-ü adem : yokluğunu iddia etme, inkâr etme
kesret : çokluk
keşif : açığa çıkarma
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
küfür : inkâr
maddiyat : maddi şeyler
mahiyet : esas nitelik, özellik
mâneviyat : mânevî âleme ait olan şeyler
menfî : olumsuz
mübareze : karşı koyma, çarpışma
münkirâne : inkâr ederek
müşkülat : zorluklar, güçlükler
nazar : dikkat, görüş
nefiy : inkâr etme, var olanı reddetme
sûret : biçim, şekil
tasdik : doğrulama, onaylama
tasdik-i adem : yokluğunu tasdik etme
tebâud eden : uzaklaşan
teferruat : ayrıntılar
temâşâ etmek : seyretmek, hoşlanarak bakmak
terakki etmek : yükselmek, ilerlemek
tevağğul eden : meşgul olan, uğraşan
tevhidî : Allah’ın birliği ile ilgili
vücudî : varlıkla ilgili, var olan
zıddiyet : zıtlık
Yükleniyor...