Block title
Block content
• hem 1 يُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وُيُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ âyetinin sarahatiyle, zemini döndürüp, gece-gündüz sahifelerini yapan ve çeviren ve yevmiye hâdisâtıyla yazan, değiştiren aynı Zât, aynı anda, en gizli, en cüz’î olan kalblerin hatıratlarını dahi bilir ve iradesiyle idare eder.

Ve mezkûr fiillerin herbiri birtek fiil olduğundan, zaruri olarak, onların faili dahi birtek vâhid ve kadîr olan Fâil-i Zülcelâllerinin, bedahetle öyle bir kibriya ve azameti var ki, hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor. Madem böyle bir kibriya ve azamet-i kudret var ve madem o kibriya nihayet kemâldedir ve ihata ediyor.

Elbette o kudrete acz veya ihtiyaç ve o kibriyaya kusur ve o kemâle noksaniyet ve o ihataya kayıt ve o nihayetsizliğe nihayet veren bir şirke meydan vermesi ve müsaade etmesi, hiçbir vech ile mümkün değildir, fıtratını bozmayan hiçbir akıl kabul etmez.

İşte, şirk kibriyaya dokunması ve celâlin izzetine dokundurması ve azametine ilişmesi cihetiyle öyle bir cinayettir ki, hiç kàbil-i af olmadığını, Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan azîm tehditle
2 إِنَّ اللهَ لاَ يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَادُونَ ذٰلِكَ ferman ediyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye katar.” Lokman Sûresi, 31:29.
2 : “Muhakkak ki Allah, Kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bundan başka günahları (dilediği kimse için) bağışlar.” Nisâ Sûresi, 4:48.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : acizlik, güçsüzlük
azamet : büyüklük, yücelik
azamet-i kudret : Allah’ın kudretinin büyüklüğü
azîm : büyük
bedahet : açıklık
celâl : büyüklük, heybet, haşmet
cihet : şekil, yön
cüz’î : küçük, basit, ferdî
fail : işi yapan, özne
Fâil-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Fâil, Allah
ferman etmek : buyurmak, emretmek
fıtrat : yaratılış, mizaç
hâdisât : olaylar
hakikat : doğru gerçek
ıtlak : mutlak olma, kayıt altında olmama, sınırsızlık
ihata : içine alma, kapsama
izzet : değer, itibar, yücelik
kabil-i afv : affedilebilir
kadîr : herşeye gücü yeten, herşeyi yapabilen, sonsuz güç ve kudret sahibi
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kemâl : mükemmellik, kusursuzluk
kibriyâ : azamet, büyüklük
kudret : Allah’ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarı
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : Allah tarafından, Peygamber Efendimiz vasıtasıyla gönderilen, açıklamalarıyla ve anlatımıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
mezkûr : adı geçen
mümkün : imkan dahilinde olan, olabilir
müsaade etmek : izin vermek
nihayet : son
nihayetsiz : sonsuz
noksaniyet : noksanlık
sarahat : açıklık
şirk : Allah’a ortak koşma
tasarruf : icraat, faaliyet, dilediği gibi kullanma
vâhid : bir
vecih : şekil, yön
yevmiye : günlük
zarurî : zorunlu, gerekli
zemin : yer, dünya
Yükleniyor...