Bundan yedi sene evvel bir risaleme yazdığım zeyldir

اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِى قَالَ: ﴿وَلاَ يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا﴾ وَالصَّلاَةُ عَلٰى مُحَمَّدٍ الَّذِى قَالَ: ﴿مَنْ قَالَ هَلَكَ النَّاسُ هَلَكَ النَّاسُ فَهُوَ اَهْلَكُهُمْ﴾ اَمَّا بَعْدُ1

Şu zamanın medenî engizisyonu müthiş bir vesileyle, bazı ezhanı telkih ile, bir kısım nâmeşru evlâdını vücuda getirip, İslâmiyete karşı kinini ve hiss-i intikamını icra eder. Diyanetsizliğe veya lâubaliliğe veya Hıristiyanlığa temayüle veya İslâmiyetten şüpheyle soğutmaya bir kapı açmak ister.

İşte o desise şudur: “Ey Müslüman, bak nerede bir müslim varsa binnisbe fakir, gafil, bedevîdir. Nerede Hıristiyan varsa, bir derece medenî, mütenebbih ehl-i servettir, demek...” İlâ âhir.

Ben de derim ki: Ey Müslüman! Biri maddî, biri mânevî, Avrupa rüçhanının iki sebebinin şu netice-i müthişiyle, o neticenin tesir-i muharribanesine karşı, mevcudiyetimizin hâmisi olan İslâmiyetten elini gevşetme, dört elle sarıl. Yoksa mahvolursun!

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Birbirinizi gıybet etmeyin (arkadan çekiştirmeyin)!”[Hucurât Sûresi, 49:12] buyuran Allah’a hamd olsun. Salât da “Kim ki insanlar helâk oldu, insanlar helâk oldu derse, o kimse onların en fazla helâk olanıdır.” buyuran Muhammed’e olsun.(Müslim, Birr: 139; Ebû Dâvud, Edeb: 77; Muvatta’, Kelâm: 2; Müsned, 2:272, 342, 465, 517)
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bedevî : köylü; medenî hayattan uzak
binnisbe : bir derece, nisbî olarak
desise : hile, aldatma
diyanetsizlik : dinî kurallara bağlı olmama
ehl-i servet : servet ve sermaye sahibi
engizisyon : 16. ve 17. yüzyılda Hıristiyan Katolik mezhebinden ayrılan veya papaya karşı gelen kimseleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı
evlâd : çocuklar
ezhan : zihinler
gafil : duyarsız ve gerçeklerden habersiz
hâmi : koruyucu
hiss-i intikam : intikam hissi
icra etme : yerine getirme
ilâ âhir : bu şekilde devam edip gider
lâubalilik : ciddiyetsizlik, kanun ve kuralları hiçe sayma
mevcudiyet : varlık, var olma
müslim : Müslüman
mütenebbih : uyanık, akıllıca davranan
nâmeşru : dinen meşru görülmeyen ve yapılmasına izin verilmeyen
netice-i müthiş : müthiş ve insanı dehşete düşüren sonuç
rüçhan : üstünlük, galebe
telkih : aşılama
temayül : eğilim ve istek gösterme
tesir-i muharribane : yıkıp dağıtan etki
vücuda getirme : var etme; var olmasına sebep olma
zeyl : ek, ilâve
Yükleniyor...