Yoksa, biri Avrupa’nın mehasinini mesâvimizle ve telâhuk-u efkârın semeratını bizim bir şahsın semere-i sa’yi ile, insafsızca, aldatıcı cerbeze ile muvazene etmekle, Hıristiyanlığın malı olmayan medeniyeti ona mal etmek, İslâmiyetin düşmanı olan tedennîyi ona dost göstermek, feleğin ters dönmesine delildir.

Avrupa’ya şedit bir meftuniyet ve milletine karşı amik bir nefret hissiyle, kendini Avrupa’nın veled-i nâmeşruu gösterdiği gibi, fikr-i ihtilâl ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile, kendi firavniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâma düşmanlığını göstermekle beraber, fir’avniyet, enaniyet, gurur hükmüyle, milletine karşı şer’an, aklen, hikmeten mükellef olduğu hiss-i şefkat yerine hiss i tahkir, meyl-i incizab yerine meyl-i nefret, meyelân-ı muhabbet yerine irade-i istihfaf, temayül-ü ihtiram yerine meyelân-ı teçhil, arzu-yu merhamet yerine arzu-yu taazzum, seciye-i fedakârî yerine temayül-ü infiradı ikame edip, hamiyetsizliğini, asılsızlığını gösterdiğinden, nazar-ı hakikatte öyle bir câni ve menfur olur ki, meselâ, birisi Paris’te, sefahet âleminde bir âlüfte madamın kametinde istihsan ettiği bir libası, camide muhterem bir hocaya giydirmeye çalışmak gibi bir hareket-i ahmakâne ve câniyanede bulunur. Zira hamiyet ise, muhabbet, hürmet, merhametin netice-i zaruriyesidir. Onsuz olmaz ve illâ yalandır, sahtekârlıktır. Nefret, hamiyetin zıddıdır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlüfte madam : namus dışı hareketlerde ve faaliyetlerde bulunan kadın
amik : derin
arzu-yu merhamet : başkalarına merhamet etme, şefkat ve acıma arzusu
arzu-yu taazzum : büyüklük taslama arzusu
cerbeze : hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterecek derecede aldatma
enaniyet : ben, benlik
feleğin ters dönmesi : herşeyin tersine dönmesi, dengelerin alt-üst olması
fikr-i ihtilâl : ihtilâl düşüncesi; toplumun dengelerini bozacak düşünce
firavniyet : firavunluk; firavun gibi isyankârlık
gururiyet : böbürlenme, kuruntuya kapılarak kendini yüksek görme
hamiyetsiz : gayretsizlik
hicv-i âsiyane, müfteriyane ve namus-şikenane : isyankâr, iftiracı ve namusu ayaklar altına alıcı ifadelerle eleştirilerde bulunma
hikmeten : gaye ve fayda bakımından
hiss-i şefkat : şefkat duygusu
hiss-i tahkir : aşağılama duygusu
ikame etme : birşeyin yerine bir başka şeyi koyma
irade-i istihfaf : başkalarını küçükseme ve hafife alma iradesi
istihsan etme : beğenme, güzel bulma
kamet : boy bos, endam
libas : elbise
medih : övgü, şükür
meftuniyet : düşkünlük
mehasin : iyilikler, güzellikler
menfur : nefret edilen; herkesin nefretini kazanan
merbut : bağlı, irtibatlı
mesâvi : fenalıklar, kötü haller
meyelân-ı muhabbet : sevgiyi ortaya çıkaracak meyil ve eğilimler
meyelân-ı teçhil : başkalarını cehaletle itham etmeye, bilgisiz görmeye yönelik eğilim
meyl-i incizab : kendisi gibi olanlara yaklaşma eğilimi, çekici olma
meyl-i nefret : nefret etme eğilimi
meyl-i tahrip : yıkma ve dağıtma eğilimi
muhterem : saygı duyulan, saygıdeğer
muvazene etme : dengeye getirme, bir başka şeyle aynı seviyede tutma
mükellef : yükümlü
müstenit : dayanan, destek alan
müteselsilen : birbirine bağlanmış sıra halinde, zincirleme şekilde
nazar-ı hakikat : gerçeğin gözü
neşvünemâ vermek : büyütüp geliştirmek
nokta-i uzmâ : en büyük nokta
seciye-i fedakâr : fedakârca davranma huyu, karakteri
sefahet : gayrı meşru zevk ve eğlence
semerat : meyveler, neticeler
semere-i sa’y : çalışma ve çabalamayla ortaya çıkan netice, meyve
şedit : şiddetli
şer’an : dinen, İslâmî açıdan
tedennî : alçalma, gerileme
telâhuk-u efkâr : fikirlerin peş peşe gelip birleşmesi, düşüncelerin birbirine eklenip gelişmesi
temayül-ü ihtiram : saygı gösterme eğilimi
temayül-ü infirad : tek başına hareket etme, sadece kendisini düşünerek hareket etme eğilimi
tenebbüh (vermek) : uyandırmak
tenebbüh etme : uyanma, yeşerme
terakki : ilerleme, gelişme, yükselme
ukde-i hayatiye : hayat düğümü, çekirdek
veled-i nâmeşru : evlilik dışı ilişki sebebiyle doğan çocuk
zımnen : üstü kapalı olarak, dolayısıyla
Yükleniyor...