Block title
Block content
Nihayet, “Burada Said Nursî boş durmuyor, dinî musahabelerde bulunuyor” diye, gizli din düşmanları tarafından rapor tanzim ettiriliyor. Ve burada da, “Ücra bir köşede, mahrumiyetler, kimsesizlik ve gurbet hayatı içinde kendi kendine ölür gider” düşüncesiyle dağlar arasında tenha bir yer olan Isparta vilâyetine bağlı Barla nahiyesine gönderilmeye karar veriliyor.

Bediüzzaman Said Nursî Burdur’da iken, birgün, o zamanın Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Mareşal Fevzi Çakmak Burdur’a geliyor. Vali, Mareşale, “Said Nursî hükûmete itaat etmiyor; gelenlere dinî dersler veriyor” diye şekvâda bulunuyor. Mareşal Fevzi Çakmak, Bediüzzaman’ın ne kadar dâhi ve ne kadar mânevî büyük ve müstakim bir zat olduğunu bildiği için diyor ki: “Bediüzzaman’dan zarar gelmez. İlişmeyiniz, hürmet ediniz.”

Sürgün edildiği bütün yerlerde, Bediüzzaman aleyhinde cebirle, resmî kimseler vasıtasıyla dehşetli propagandalar yaptırılarak, ehl-i imanın Üstad Bediüzzaman’a yaklaşmamaları ve dinî derslerinden istifade etmemeleri için çok menfî gayretler sarf ediliyor. Fakat Üstadın imanî derslerinin nüfuz ve kıymeti, ahali arasında kalbden kalbe sirayet ediyor ve eserlerine olan aşk ve muhabbet, kalbleri istilâ ediyor.

Barla

Barla, ehl-i imanın mânevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet nurunun, bir saadet güneşinin tulû ettiği beldedir. Barla, rahmet-i İlâhiyenin ve ihsan-ı Rabbanînin ve lûtf-u Yezdânînin bu mübarek Anadolu hakkında, bu kahraman İslâm milletinin evlâtları ve âlem-i İslâm hakkında, hayat ve mematlarının, ebedî saadetlerinin medarı olan eserlerin lemean ettiği bahtiyar yerdir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İlk Hayatı / Sonraki Risale: Eskişehir Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahali : halk
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
bahtiyar : talihli
cebir : zorlama, baskı kurma
cereyan : hareket, akım
dâhi : son derece zeki, dehâ ve hikmet sahibi
dalâlet : doğru yoldan ayrılma, sapkınlak
ebedî : sonu olmayan sonsuz
ehl-i iman : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler
Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi : Genelkurmay Başkanı
gurbet : yakınlarından uzakta olan yabancı beldelerde bulunma
hidayet : doğru ve hak olan yol, İslâmiyet
hususan : özellikle
hürmet : saygı gösterme
ihsan-ı Rabbânî : herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın ihsanı, ikramı, bağışı
imdad : yardım
istifade : faydalanma, yararlanma
istilâ etme : kaplama, kuşatma
lemean etme : parıldama, parlama
lûtf-u Yezdân : Allah’ın lütfû, yardım ve ihsanı
mahrumiyet : yoksun kalma
medar : dayanak noktası, kaynak
memat : ölüm
menfî : olumsuz
millet-i İslâmiye : İslâm milleti; tüm Müslümanlar
muhabbet : sevgi
musahabe : karşılıklı sohbet etme
mübarek : bereketli, hayırlı
müstakim : doğru yolda olan
nahiye : bucak
nüfuz : etki
rahmet-i İlâhiye : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti
saadet : mutluluk
sirayet etme : yayılma, geçme
şekvâ : şikâyet
tanzim : düzenleme
telif etme : yazma, kaleme alma
tulû : doğma, doğuş
ücra : çok uçta ve kenarda bulunan
vilâyet : il
Yükleniyor...