Block title
Block content
Evet, dinsizliğin hükümferma olduğu o dehşetli devirde, ehl-i din, terzil edilmeye çalışılıyordu. Hattâ Kur’ân’ı dahi tamamen kaldırmak ve Rusya’daki gibi dinî akideleri tamamen imha etmek düşünülmüş; fakat millet-i İslâmiyece bir aksülâmeli netice verebilmesi ihtimali ileri sürülünce bundan vazgeçilmiş, yalnız şu karar alınmıştı: “Mekteplerde yaptıracağımız yeni öğretim usulleriyle yetişecek gençlik, Kur’ân’ı ortadan kaldıracak ve bu suretle milletin İslâmiyetle olan alâkası kesilecek” Bütün bu dehşet-engiz plânları çeviren o müthiş fitnenin menbaları, şimdiki dinî inkişafın muarızı ve düşmanları olan haricî dinsiz cereyanların reisleri ve adamları idi. Evet, Türk milleti içerisinde meydana getirilen o dehşetli hadisatın içyüzünü, tafsilâtını, istikbalin hakikatperest tarihçilerine ve bunları, şimdi Demokrat idaredeki serbestiyetle bir derece neşretmekte olan İslâm-Türk muharrirlerine havale ediyoruz. Bizim vazifemiz, yalnız ve yalnız hakaik-i imaniye ve Kur’âniye ile meşgul olmaktır. Biz yalnız ve yalnız iman ve İslâmiyet cereyanındayız.

Evet, o dalâlet ve zındıkanın en azgın devirlerinde Bediüzzaman Said Nursî, daimî nezaret ve tarassut altında ve böyle müthiş ve pek çok ağır şerait içerisinde idi. Nemrutların, Firavunların, Şeddadların ve Yezidlerin yapamadığı zulümlerin envâı Bediüzzaman’a yapılıyordu. Ve yirmi beş sene böyle devam etti. O zaman âlem-i İslâm, maddeten fakirdi ve müstevlilerin esaretinde bulunuyordu. Bütün gizli fesat ve dinsizlik komiteleri, hem Türkiye’de, hem âlem-i İslâmda müthiş faaliyetler yapıyor ve taraftarları onları destekliyor ve hepsi de İslâmiyet aleyhinde ittifak ediyorlardı.

İşte, Risale-i Nur, Asr-ı Saadette, İslâmın cihanı fetih anahtarları hükmünde olan Bedir, Uhud muharebelerinin ehemmiyeti nev’inden bir kıymeti ihtiva eden bir zamanın mahsulüdür ki, vesile olduğu hizmet-i imaniye ve ifasında bulunduğu mânevî cihad-ı diniye, tarihte Asr-ı Saadetten maada hiçbir zamanda görülmemiş bir azamettedir. Eli kolu bağlı hükmünde olan Bediüzzaman Said Nursî, öyle dehşetli bir esarette, nefiy ve inzivada telif ve neşrettiği yüz otuz parça Risale-i Nur eserleriyle, beliğ bir hatip olarak Anadolu mescidinde ve âlem-i İslâm câmiinde konuşuyor, ehl-i İslâma Kur’ân’dan aldığı dersini tekrar ediyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İlk Hayatı / Sonraki Risale: Eskişehir Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfât : âfetler, musibetler
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
asr : yüzyıl
asr-ı Milâdî : Milâdî yüzyıl
asr-ı Muhammedî : Hz. Muhammed’e ait (a.s.m.) dönem
azîm : kararlılık
beliğ : belâğatli, maksadını noksansız ve muhatabın hâline göre güzel sözlerle anlatabilen
bilâ-istisna : istisnasız
derk etmek : anlamak, algılamak
ehl-i İslâm : Müslümanlar
ejder : büyük canavar, büyük yılan
emsalsiz : benzersiz, eşsiz
esaret : esirlik, tutsaklık
feragat-ı nefis : nefsini geri çekmek, hakkından isteyerek vazgeçmek
hakikat : gerçek, doğru
hasebiyle : dolayısıyla
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hazret : saygıdeğer (saygı ve yüceltme maksadıyla kullanılan bir ifade)
hikmet : sır, gaye, fayda
hiss-i kablelvuku : bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu
inziva : yalnız başına bir yere çekilip dünya işleriyle uğraşmama, ibadetle zaman geçirme
irade : istek, dileme, tercih
istikbal : gelecek
iştiyak : arzu, istek
lisan-ı hal : hal ve beden dili
malik : sahip
mâruz kalma : yüz yüze gelme, karşı karşıya kalma
mektep : okul
minnettarlık : şükran duymak, iyilik karşısında kendini borçlu hissetmek
muasır : çağdaş
muhabbet : sevgi
muhafaza : koruma
müceddid-i ekber : en büyük müceddid, yeniden yapılanmaya sebep olan
münasebetiyle : sebebiyle
mürşid-i âzam : büyük yol gösterici
müstakbel : gelecek
müşkil : zor, güç
nefiy : sürgün
nesl-i âti : gelecek nesil
neşr : yayınlama
nümune : örnek
sarf : harcama
tahammül : katlanma, dayanma
telif : yazma, kaleme alma
teşekkürat : teşekkürler
vaziyet : durum
ziyade : çok, fazla
akide : inanç
aksülâmel : bir tavır ve davranışa karşı olumsuz tavır sergilenmesi
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
Asr-ı Saadet : Peygamberimiz’in (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
azamet : büyüklük, yücelik
cereyan : hareket, akım
cihad-ı diniye : dinî cihad, din uğrunda çaba harcama
cihan : dünya
daimî : sürekli
dalâlet : doğru yoldan sapma, sapkınlık
dehşet-engiz : dehşet verici, korkutucu
Demokrat idare : Demotrat Parti hükümeti
envâ : çeşitler, türler
esaret : esirlik, tutsaklık
fesat : bozgunculuk
fetih : açma; bir beldeyi fethetme
fitne : ahlâkta ve toplum düzeninde azgınlık ve bozgunculuk; baştan çıkarma
hadisat : olaylar, gelişmeler
hakaik-i imaniye ve Kur’âniye : iman ve Kur’ân hakikatleri
hakikatperest : hakikate taraftar olan, gerçeğin ve doğrunun tarafını tutan
haricî : dış kaynaklı
hizmet-i imaniye : iman hizmeti
ifa : yerine getirme
ihtiva eden : içine alan
imha : yok etme
inkişaf : açığa çıkma, gelişme
istikbal : gelecek
ittifak : birleşme
komite : kötü bir maksat için kurulmuş gizli cemiyet
maada : başka
maddeten : maddî imkânlar açısından
mahsul : ürün
mektep : okul
menba : kaynak
millet-i İslâmiye : İslâm milleti, Müslümanlar
muarız : karşıt
muharebe : savaş, harp
muharrir : gazeteci, yazar
müstevlî : istila eden, işgalci
neşretmek : yayınlamak
nev’ : tür
nezaret : gözetim
reis : başkan
serbestiyet : özgürlük
suret : biçim, şekil
şerait : şartlar
tafsilât : ayrıntılar
tarassut : gözetleme
usul : yöntem
zındıka : dinsizlik, inançsızlık
Yükleniyor...