Block title
Block content
Mâsumların kanlarını içerler,
Ebu Cehl’i, Nemrutları geçerler,
Ölümlerden ölümleri seçerler,
Ey şimdi bir rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!

Bir mikrop ki, ciğerleri dişliyor,
Kanımızla kendisini besliyor,
Temiz yurdu telvis edip pisliyor,
Ey bir eczahane-i rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!

Gazilerin, fatihlerin konağı,
Seyyidlerin, serverlerin otağı,
Bu vatandır, şehitlerin yatağı,
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü’n Nur!

O şehidlerin ala dönmüş kefeni,
Miskler kokar, güle benzer bedeni.
Öper melekler de nurlu nâşını,
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!

Kur’ân diyor, ölmemiştir, diridir,
Herbirisi Hakkın arslan eridir,
Türbeleri yürekleri titretir,
Ey âyine-i rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!

Armağansın çünkü asîl millete,
Düşmeyelim birgün bile zillete,
Götür bizi şanlı büyük devlete,
Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!

Eyleyeler nurun ile hep savlet,
Zaferlerle şanlar bulur bu millet,
Şarka, garba ziya salsın bu devlet,
Ey bizlere rahmet-i âlem Risaletü’n-Nur!
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Denizli Hayatı / Sonraki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

al : kırmızı
âyine-i rahmet-i âlem : kâinatı kuşatan İlâhî rahmeti yansıtan bir ayna
cilve-i rahmet-i âlem : Cenâb-ı Allah'ın kâinatı kuşatan rahmetinin görüntüsü
eczahane-i rahmet-i âlem : kâinatı kuşatan İlâhî rahmetin bir neticesi olarak bütün mânevî hastalıkları tedavi edecek ilâçların bulunduğu eczahane
fatih : fetheden
garb : batı
Hak : her şeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
mâsum : günahsız, suçsuz
misal-i rahmet-i âlem : Cenâb-ı Allah'ın kâinatı kuşatan rahmetinin yansıması ve örneği
misk : erkek ceylânın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde
nâş : kefenlenip tabuta konmuş ölü
nümune-i rahmet-i âlem : Cenâb-ı Allah'ın kâinatı kuşatan rahmetinin nümunesi, örneği
rahmet-i âlem : kâinatı kuşatan İlâhî rahmet
savlet : saldırı, hücum
server : reis, baş
seyyid : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) torunu Hz. Hasan’ın soyundan olan kimse
şark : doğu
telvis etmek : kirletmek
türbe : kabir, büyük bir zât için yapılan mezar
zillet : alçaklık, aşağılık
ziya salmak : aydınlatmak
Yükleniyor...