Block title
Block content
Halbuki benim gibi asabî ve en gizli olan sırrını yabanî adamlara çekinmeyerek söyleyen ve Divan-ı Harb-i Örfîde meşhur ve pek merdane ve fedakârane müdafaatı yapan ve ihtiyarlık zamanında en ziyade âkıbeti tehlikeli ve meçhul sergüzeştlerden sakınmaya mecbur olan bir adama, böyle hiç keşfedilmeyecek komiteciliği isnat etmek, belahat derecesinde bir safdilliktir, veyahut bir entrikadır.

Heyet-i hakimeden bir hakkımı isterim. Benden müsadere edilen kitaplarımın bence bin liradan ziyade kıymetleri var. Ve onların mühim bir kısmı, on iki sene evvel Ankara Kütüphanesinde iftihar ve teşekkürlerle kabul edilmiş. Hususan, sırf uhrevî ve imanî olan On Dokuzuncu Mektup ile Yirmi Dokuzuncu Sözün benim için çok ehemmiyetleri var; benim mânevî servetim ve netice-i hayatımdırlar ve i’caz-ı Kur’ânînin on kısmından bir kısmının cilvesini göze gösterdikleri için fevkalâde bence kıymetleri var. Hem onları, kendime mahsus olarak yazdırıp yaldızlatmışım.

Hem, ihtiyarlığımın gayet hazin hatıratına dair olan İhtiyarlar Risalesinin üç-dört nüshalarından bir tanesini kendime mahsus yazdırmıştım. Madem muaheze edilecek hiçbir dünyevî madde içlerinde yoktur; onları ve Arabî risalelerimi bana iade etmenizi bütün ruhumla istiyorum. Hapiste ve kabirde dahi olsam, o kitaplarım, bu garip dünyanın bana yüklediği beş elîm ve hazin gurbetlerde enislerim ve arkadaşlarımdırlar. Onları benden ayırmakla, tahammülsüz bir altıncı gurbete düşeceğim ve bu çok ağır gurbetin tazyikinden çıkan âhlardan sakınmalısınız.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Barla Hayatı / Sonraki Risale: Kastamonu Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âkıbet : son, netice
Arabî : Arapça
asabî : sinirli, çabuk etkilenen
belâhet : aptallık, ahmaklık
cilve : görüntü, yansıma
divanelik : akılsızlık, delilik
Divan-ı Harb-i Örfî : Sıkıyönetim Mahkemesi
elîm : acı ve sıkıntı veren
enis : dost, arkadaş
entrika : dalavere, dolap çevirme
fedakârane : fedakârca
fevkalâde : olağanüstü
gurbet : yabancı ve uzak diyarlarda bulunma
hâtırat : hâtıralar, anılar
hazin : hüzün veren, acıklı
heyet-i hakime : hakimler kurulu
hususan : özellikle
i’caz-ı Kur’ânî : Kur’ân’ın mu’cize olan özellikleri; Kur’ân’ın bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü özellikleri
iftihar : övünç
İhtiyarlar Risalesi : Yirmi Altıncı Lem’a
isnat : dayandırma
keşf : gizli bir gerçeği açığa çıkarma, bulma
komitecilik : belli bir amaç için bir araya gelenlerin faaliyet göstermesi
meçhul : bilinmeyen
merdane : mertçe
muaheze : ayıplama, kusurlu bulma, suçlama
müdafaat : mahkemede sunulan savunmalar
müsadere : kanunî olarak yasak görülen bir şeye devlet tarafından el konulması
netice-i hayat : hayatın neticesi, sonucu
nüsha : kopya
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
safdillik : kolay aldanma
sergüzeşt : serüven
tazyik : baskı, ağırlık
uhrevî : âhirete dair, âhirete yönelik
ziyade : fazla, çok
Yükleniyor...