Block title
Block content
Son müdafaata sonradan bir hikmete binaen ilhak edilmiş bir mukaddemedir

Müdafaatımın bütün safahatında gizli ve müthiş bir komiteye karşı mübareze vaziyetini gösteren tarz-ı ifademdeki maksadım şudur:

Nasıl ki hükûmet-i Cumhuriye “dini dünyadan tefrik edip bîtarafane kalmak” prensibini kabul etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi, dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icabatındandır. Öyle de, ben dahi bîtaraf ve hürriyetperver olması lâzım gelen hükûmet-i Cumhuriyeyi, dinsizliğe taraftar ve entrikaları çeviren ve hükûmetin memurlarını iğfal eden gizli menfi komitelerden tefrik edilip hükûmetin onlardan uzak olmasını istiyorum. O entrikacılarla mübareze ediyorum. O komitelerden, tesadüfle hükûmetin memuriyetine girenler, ciddî dindarlara takmak için iki kulp elinde tutmuş, garaz ettikleri dindarlara takıyorlar ve hükûmeti iğfale çalışıyorlar. O iki kulpun birisi, o mülhidlerin dinsizliğine temayül göstermemek mânâsıyla “irtica” kulpunu takıyor. Diğeri -hâşâ ve hâşâ- dinsizliği, bu hükûmet-i İslâmiyenin ayn-ı siyaseti telâkki etmediğimiz mânâsında, “dini siyasete alet etmek” kulpu ile lekelemek istiyorlar. HAŞİYE

Evet, hükûmet-i Cumhuriye, o gizli müfsidlerin vatana ve millete muzır efkârlarını elbette terviç etmez ve taraftar olamaz. Men etmek, Cumhuriyet kanunlarının muktezasıdır. Ve öyle müfsidlere taraftarlık ile, Cumhuriyetin esaslı prensiplerine zıddı zıddına gidemez. Hükûmet-i Cumhuriye, bizimle o müfsitlerin mabeyninde hakem hükmünü alsın. Hangimiz zâlim ise ve tecavüz ediyorsa, o vakit hakem, hükmünü versin ve hâkimlik noktasında hükmünü icra etsin.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Yani, “Hükûmet bir siyaset takip etmiyor—hâşâ sümme hâşâ!—hükûmetin siyaseti dinsizliktir” diye tevehhüm eden o mülhidlerin nazarında benim, Kur’ân-ı Hakîmin nusûs-u kat’iyesinden tereşşuh eden Risale-i Nur ile takip ettiğim hakaik-i imaniyeye hizmetimi muhalif bir siyaset demekle, dünyada en şenî bir iftirayı eder.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Barla Hayatı / Sonraki Risale: Kastamonu Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ayn-ı siyaset : siyasetin kendisi
binaen : -dayanarak
bîtaraf : tarafsız
bîtarafane : tarafsız
efkâr : fikirler, düşünceler
entrika : dalavere, dolap çevirme
garaz : kötü kasıt, art niyet
hakaik-i imâniye : iman hakikatleri, esasları
hakem : bir anlaşmazlığı halletmek üzere ilgili taraflarca seçilen kimse
hâşâ sümme hâşâ : asla ve asla, kesinlikle öyle değil
hâşâ : asla, kesinlikle öyle değil
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hikmet : sebep, sır, gaye
hükûmet : idare, yönetim
hükûmet-i Cumhuriye : Cumhuriyet hükümeti
hükûmet-i İslâmiye : İslâmî hükûmet
hürriyetperver : hürriyet taraftarı
icabat : gerekli şartlar, uygulanması gerekli kurallar
icra : yerine getirme
iğfal : gaflete düşürerek kandırma, aldatma
ilhak : ekleme
irtica : geriye gitme, gericilik
komite : kötü bir maksat için toplanmış gizli cemiyet
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
mabeyninde : arasında
memuriyet : memurluk
men : yasaklama
menfi : aykırı ve düşmanlık besleyen
muhalif : aykırı, zıt
mukaddeme : başlangıç, giriş
mukteza : gereklilik
musâlahakârane : uzlaşmacı ve barışçıl bir şekilde
muzır : zararlı
mübareze : karşı koyma, çarpışma
müdafaat : mahkeme huzurunda yapılan savunmalar
müfsit : bozguncu
mülhid : dinsiz, inkârcı
nazar : bakış, görüş
nusûs-u kat’iye : kesin hükümler
safahat : safhalar, aşamalar
şenî : kötü, çirkin
tarz-ı ifade : ifade tarzı ve üslûbu
tecavüz : başkalarının haklarını çiğneme, haddi aşma
tefrik : birbirinden ayırma
telâkki : anlama, kabul etme
temayül : eğilim
tereşşuh : sızma
terviç : yaygınlaştırma
tevehhüm : olmayan şeyi varmış gibi düşünme, kuruntuya kapılma
vaziyet : durum
Yükleniyor...