Block title
Block content
Ehl-i hak ve hakikati titreten bu haksızlığın bir an evvel ref’i ve Risale-i Nur’un mâsumiyetinin ilânını, şiddetle adliyenin en yüksek makamı olan mahkemeden beklerim. Eğer pek haklı ve kuvvetli bu feryadımı–farz-ı muhal olarak–adliyenin yüksek makamı işitip dinlemezse, şiddet-i meyusiyetimden diyeceğim:

Ey beni bu belâya sevk edip bu hâdiseyi icad eden mülhid zalimler! Madem ve herhalde, mânen ve maddeten beni idam etmeye niyet etmiştiniz. Neden umum mazlumların ve biçarelerin hukuklarını muhafaza eden adliyenin çok ehemmiyetli haysiyetini rahnedar edecek entrikalarla, dolaplarla, adliyenin eliyle yürüdünüz? Doğrudan doğruya karşımda merdane çıkıp, “Senin vücudunu bu dünyada istemiyoruz” demeliydiniz!

Sorgu hakimlerinin dört aya yakın bir zamanda, yüz on yedi adamın isticvabı ve tahkikatıyla meşgul olduğu bir meseleyi bir buçuk günde Ağır Ceza Mahkemesi gayet sathî bir nazarla bakıp, onların içindeki noksan ve hatâları görmeyerek ve bilhassa akademi heyeti muvacehesinde izah ve ispat edeceğimi iddia ettiğim Risale-i Nur’daki mühim keşfiyat-ı mâneviyeye ait ilmî müdafaatım, esbab-ı mucibe ile red ve cerh edilmeksizin, sathî bir nazarla hükümde istical ettiklerinden, hakperest ve adaletperver olmalarına, bu sathî nazar sebebiyle, pek yanlış olan bu kararın isabet-i kanuniyesi olmadığından, mucib-i tetkik ve nakzdır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Barla Hayatı / Sonraki Risale: Kastamonu Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adaletperver : adâleti seven, adalet taraftarı
akademi heyeti muvacehesinde : aydın, âlim ve bilginlerden oluşan ilmî kurul önünde, karşısında
biçare : çaresiz
bilhassa : özellikle
cerh : yaralanma, çürütülme
ehl-i hak ve hakikat : hak ve doğru yolda olan kimseler
entrika : dalavere, dolap çevirme
esbab-ı mucibe : gerektirici sebepler
evham : asılsız ve gerçek dışı kuruntular, şüpheler
farz-ı muhal : olmayacak bir şeyi olacakmış gibi düşünme, varsayım
feryad : bağırma, yüksek sesle haykırma
hakim : yargıç
hakperest : doğruluktan ayrılmayan, hakkı tutan
haysiyet : itibar, şeref
hukuk : haklar
icad : bir yenilik yapma, meydana getirme
iddianame : iddia metni, yazısı
ilmî müdafaat : ilmî savunmalar
irsal : gönderme
isabet-i kanuniye : kanunî isabet, doğruluk
istical : acele etme
isticvab : sorguya çekme, sorgulama
istinsah : nüshasını çıkarma, çoğaltma
keşfiyat-ı mâneviye : mânevî keşifler, mânevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri görüp ortaya çıkarma
maddeten : maddî olarak
mağlâta : aldatma, maksatlı olarak karşısındakini yanlışa sevk etme
makam-ı iddia : iddia makamı, savcılık
mânen : mânevî olarak
mâsumiyet : suçsuzluk
mazlum : zulme, haksızlığa uğrayan
merdâne : mert kişiye yakışır şekilde
mucib-i tetkik ve nakz : kararı bozma ve tekrar araştırıp inceleme gerektirici durum, gerekçe
muhafaza : koruma
müdafaat : mahkeme huzurunda yapılan savunmalar
mülhid : dinsiz, inkârcı
nakarat : devamlı tekrarlanan, tekrarlana tekrarlana bıkkınlık veren söz veya hareket
nazar : bakış, görüş, düşünce
nazara alma : dikkate alma
rahnedar etmek : zarara uğratmak
ref’ : ortadan kaldırma, giderme
sathî : sığ, yüzeysel
şiddet-i meyusiyet : aşırı ümitsizlik
tahkikat : araştırmalar, soruşturmalar
telif : yazma, kaleme alma
umum : bütün
zarfında : içinde
Yükleniyor...