Block title
Block content
Molla Said, bu rüyayı görür görmez, hemen tedarikini yaparak Mîran aşiretine doğru Tillo’dan hareket eder, doğruca Mustafa Paşanın çadırına girer. Paşa orada bulunmadığından, biraz istirahat eder. Sonra Mustafa Paşa içeri girer. Orada hazır olanların hepsi kıyam ettikleri halde Molla Said yerinden bile kımıldanmaz. Paşanın nazar-ı dikkatini celb edince, aşiret binbaşılarından Fettah Beyden kim olduğunu sorar. Fettah Bey, meşhur Molla Said olduğunu bildirir. Halbuki Paşa, ulemadan hiç hoşlanmazdı. Şüphesiz bunun üzerine daha fazla kızmış ise de, izhar etmemişti. Molla Said’e niçin buraya geldiğini sorunca, Molla Said cevaben, “Seni hidayete getirmeye geldim. Ya zulmü terk edip namazını kılacaksın veyahut seni öldüreceğim” demesinden, Paşa hiddetlenerek dışarı çıkar. Biraz dolaştıktan sonra yine çadıra girer ve Molla Said’e niçin geldiğini tekrar sorar. Molla Said, “Sana söyledim ya, onun için geldim” der.

Mustafa Paşa çadırın direğinde asılı bulunan Said’in kılıcına işaret ederek, “Bu pis kılınçla mı?”

Bediüzzaman, “Kılıç kesmez, el keser” cevabında bulunur.

Mustafa Paşa, tekrar dışarıya çıkarak biraz gezindikten sonra içeriye girer. Bediüzzaman’a, “Benim Cezire’de çok âlimlerim var. Eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım. Eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehrine atarım.”

Molla Said, “Bütün ulemailzam etmek benim haddim olmadığı gibi, beni de nehre atmak senin haddin değildir. Fakat ulemaya cevap verince sizden birşey isterim ki, o da mavzer tüfeğidir. Şayet sözünde durmazsan, seni onunla öldüreceğim” der.

Bu muhavereden sonra Paşa ile birlikte atlarla Cezire’ye giderler. Yolda, Paşa kat’iyen Molla Said’le konuşmaz. Bani Hanı dedikleri mevkie gelince, yorgunluğundan Molla Said orada biraz yatar. Uykudan uyanır uyanmaz etrafında bütün Cezîre âlimlerinin, kitapları ellerinde beklediklerini görür. Biraz görüştükten sonra çay ikram edilir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Giriş / Sonraki Risale: Barla Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

emr-i mâruf : iyiliği emretme
hidayete getirme : doğru ve hak olan İslâma çağırma, İslâmın kurallarını uygulamaya davet etme
hiddetlenme : öfkelenme
ilzam : susturma, cevap veremez hâle getirme
istirahat etme : dinlenme
izhar etme : açığa çıkarma, gösterme
kat’iyen : kesin olarak
kıyam etme : ayağa kalkma
mavzer tüfeği : atış hızı dakikada ortalama altı mermi olan bir tüfek türü
mevki : yer, bölge
Molla Said/Said : Bediüzzaman Said Nursî
muhavere : karşılıklı konuşma
müdavim olma : bir işte sürekli olarak çalışma ve devam ettirme
nazar-ı dikkati celbetme : dikkat çekme
reis : lider
tarik-i hidayet : hidâyet yolu, Allah’ın emrettiği kuralların uygulanması
tedarik yapma : hazırlanma
ulema : âlimler
Yükleniyor...