Block title
Block content
Dünya, ekseri feylesofların ve âlimlerin dediği gibi, yep yeni bir oluşun eşiğindedir. Dünya, nurunu arıyor.

Hakikat şairi Mehmet Âkif, "O nuru gönder, İlâhî, asırlar oldu yeter! Bunaldı milletin âfâkı bir sabah ister." diye, işte bu nura işaret ettiği, bugün bizce bir hakikattir.

Aziz kardeşlerimiz; Risale-i Nur’a lâyık olacak şekilde çalışmamız için bize de dua ediniz ki, Ankara muhiti, bizi içine alıp eritmesin. Nur, her ne kadar karanlığı gideriyorsa da, yine onu görecek göz, anlayacak kafa lâzım. Böyle bir muhitte, gözlerimize perde inmesin. Biz biçarelere dua ediniz. Allah hepimizi Risale-i Nur’a sarılmakla aziz din-i mübinimize hizmet edenlerden eylesin. Âmin...

Bir kardeşimiz dedi ki: Bugün, sabah namazından sonra şu mısralar mülhem oldu; kardeşlerimize bildirelim.

Dinim İslâm, kitabım Kur’ân, imanım haktır.
Bu uğurda can vermek, ebedî yaşamaktır.


Sizleri çok seven
Ankara Üniversitesi Nur talebeleri
• • •

Tahliller

Uzun bir ayrılıktan sonra

Belki yirmi yedi, yirmi sekiz sene oldu Üstadı görmeyeli. Onu görmek, mübarek simasını doya doya seyretmek için her zaman gidip ziyaret etmek istediğim halde, meşguliyetten bir türlü vakit bulamadım. Fakat o kalblerde yaşadığı için, mânevî varlığı ile daima beraberdik. Bu, gönüllerdeki iştiyakı bir dereceye kadar tatmin etmez miydi? Kendisini görüp kucaklaştığımız zaman, onun nuranî simasının verdiği zevk, maddî hasretin de ne kadar büyük olduğunu gösterdi.

Üstadla tanışmamız kırk seneyi geçti. O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif’ler, Naim’ler, Ferit’ler, İzmirli’lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk. Üstad, kendine mahsus şivesiyle yüksek ilmî meselelerden konuşur, onun konuşmasındaki celâdet ve şehamet bizi de heyecanlandırırdı. Harikulâde fıtrî bir zekâ, İlâhî bir mevhibe...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfâk : ufuklar
azamet : büyüklük
aziz : çok değerli, izzetli
aziz : çok değerli, izzetli
biçare : çaresiz, zavallı
celâdet : ifadedeki kuvvet, güç, belâgat
din-i mübîn : hak ve hakikati açıklayan din, İslâm
ebedî : sonsuz
âfâk : ufuklar
azamet : büyüklük
aziz : çok değerli, izzetli
aziz : çok değerli, izzetli
biçare : çaresiz, zavallı
celâdet : ifadedeki kuvvet, güç, belâgat
din-i mübîn : hak ve hakikati açıklayan din, İslâm
ebedî : sonsuz
fıtrî : yaratılıştan gelen
harikulâde : olağanüstü, hayranlık verici
idarehane : idare ve yönetim yeri
İlâhî : Allah tarafından olan
iştiyak : şiddetli arzu, istek
İzmirli’ler : İzmirli Hakkın Efendi gibi büyük zâtlar
kudret : güç, iktidar
meşguliyet : meşgul olma, bir iş yapma
mevhibe : ihsan, bağış, hediye
mısra : şiirin satırlarından her biri, dize
mu’dil : zor, güç
muhit : çevre, civar
musahabe : karşılıklı sohbet etme, söyleşi yapma
mülhem olma : ilham olma, kalbe indirilen mânâ
nuranî : nurlu
sima : yüz, çehre
sima : yüz, çehre
şehâmet : akıl, zekâ, feraset ve tez anlayış
şive : söyleyiş, tarz, üslûp
tahlil : değerlendirme, çözümleme, analiz etme
Üstad : Bediüzzaman Said Nursî
fıtrî : yaratılıştan gelen
harikulâde : olağanüstü, hayranlık verici
idarehane : idare ve yönetim yeri
İlâhî : Allah tarafından olan
iştiyak : şiddetli arzu, istek
İzmirli’ler : İzmirli Hakkın Efendi gibi büyük zâtlar
kudret : güç, iktidar
meşguliyet : meşgul olma, bir iş yapma
mevhibe : ihsan, bağış, hediye
mısra : şiirin satırlarından her biri, dize
mu’dil : zor, güç
muhit : çevre, civar
musahabe : karşılıklı sohbet etme, söyleşi yapma
mülhem olma : ilham olma, kalbe indirilen mânâ
nuranî : nurlu
sima : yüz, çehre
sima : yüz, çehre
şehâmet : akıl, zekâ, feraset ve tez anlayış
şive : söyleyiş, tarz, üslûp
tahlil : değerlendirme, çözümleme, analiz etme
Üstad : Bediüzzaman Said Nursî
Yükleniyor...