Block title
Block content
Bediüzzaman kimdir?

Bediüzzaman, mâhut ve mühlik uçurumlarla dolu olan içtimaî seyrimizi, mânevî değerler bakımından bir nur-u imanî ve ziya-yı irşadî ile taht-ı emniyete almaya çabalayan ve bu hususta bilmenin, kendi kendini idare etmek; bilmemenin, körü körüne idare olunmak hakikatine vücut vereceğini halk kitleleri arasında temessül ettiren insandır.

Bediüzzaman, ahlâkî kıymetler ve millî hasletlerin pozitif ilimlerle muvazi olarak kat-ı mesafe edemediğini, bu mânâ ve şekil muvacehesinde yetişen çöl kadar kuru ve boş ruhlarla bulanmış gençliğin, istikbalde milletimizin rüyet ufkunda bir kara belâ olacağı hakikat-i kat’iyesini gözlere sokan ve çare-i halâsı da gösteren kimsedir.

Bediüzzaman, şark ve garp arasındaki azîm mufarakatın, şahsiyet mefhumunun daralma ve genişlemesinden neş’et ettiğini gören ve asrın maymun taklitçiliğine varan şahsiyetsizliği önünde şahsiyet mefhumunun ilâhî yüksekliğini gönüllerin mihrak noktasında sembolleştirmeye tevessül eden âlimdir.

Bediüzzaman, hür adamların, hür memleketinin ilâhî kuruluş felsefesini, akıllara ve gönüllere nakşeden din adamıdır. Bu necip millet, Bediüzzaman gibi nefsindeki menfaat putunu deviren insanların hizmetine çok, ama çok muhtaçtır.
Hukuk Fakültesinden
Ziya Nur
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

asr : yüzyıl
azîm : büyük
çare-i halâs : kurtuluş çaresi
fazilet : güzel ahlâk, mânevî değer, erdem
garp : batı
hakikat : gerçek, doğru
hakikat-i kat’iye : kesin gerçek, doğru
haslet : huy, ahlâk, meziyet
içtimaî : sosyal, toplumsal
İlâhî : Allah tarafından olan, verilen
istikbal : gelecek
kat-ı mesafe etmek : yol almak, yol kat etmek, ilerlemek
mâhut : bilinen, belli
mefhum : anlayış, mânâ, ifade
mihrak : odak noktası, merkez
mufarakat : farklılık, ayrılık
muvacehesinde : karşısında, önünde, çerçevesinde
muvazi : paralel
mühlik : helâk edici, yok edici
necip : asil, soylu
neş’et : meydana gelme, doğma
nur-u imanî : iman nuru, ışığı
pespâyeleştirme : alçaltma, düşkün hâle getirme, rezil kılma
rüyet : görüş, fikir, düşünce
sukut : düşme, alçalma
şark : doğu
taht-ı emniyet : emniyet ve güvence altı
temessül ettirme : gösterme, yansıtma
tevessül : bir şeyi vasıta yaparak yaklaşma, sarılma, çalışma
vücut verme : meydana getirme, var etme
yâ İlâhî : ey Allah'ım!
ziya-yı irşadî : hak ve doğru yolu gösteren ışık
Yükleniyor...