Block title
Block content
Bugün, tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için, halâskâr olarak Risale-i Nur’a sarılmaktan ve ne pahasına olursa olsun, Risale-i Nur’un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur’u okuyan herkes, bu hakikati idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak, bu hakikati, kâinata nazır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat madem ki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur’un cihanşümul kıymetini bu derece Üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur’u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadi ve devamlı bir şekilde hergün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşaallah. Fakat, her an bütün işlerimizde olduğu gibi, bunda da büyük Üstadımızın dua ve himmetiyle muvaffak olabileceğiz.

Hem şu hakikat zahir ve bâhirdir ki: Bir kimse allâme dahi olsa, Risale-i Nur’un ve müellifinin talebesidir, Risale-i Nur’u okumak zaruret ve ihtiyacındadır. Eğer gaflet ederse, kendisini aldatan enaniyetine boyun eğip Risale-i Nur Külliyatını okumazsa, büyük bir mahrumiyete dûçar olur. Fakat biz, idrak ettiğimiz bu muazzam hakikat karşısında, beşeriyetin halâskârı ve milyarlarca insanların fevkinde olan bir memur-u Rabbanîye nasıl minnettar ve medyun olduğumuzu tarif edemiyoruz. Yine dua ve himmetinizle idrak etmişiz ki, Kur’ân-ı Kerîmin bir mu’cize-i maneviyesi olan harika Risale-i Nur Külliyatının bir satırından ettiğimiz istifadenin, bir miktar-ı mukabilini dahi ödemeye gücümüz yetişmez. Bunun için, ancak Cenab-ı Hakka şöyle yalvarmaya karar verdik:

“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp bâki ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaik hazinesinin anahtarını Risale-i Nur gibi nazirsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstadımızı, zâlimlerin ve düşmanların suikastlarından muhafaza eyle, Kur’ân ve iman hizmetinde daima muvaffak eyle. Ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle” diye dua ediyoruz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

allâme : büyük âlim
bâhir : âşikar, belli, görünen
bâki : kalıcı, devamlı
beşeriyet : insanlık
Cenab-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihanşümul : evrensel
dûçar olma : yakalanma, girme
ebedî haps-i münferid : tek başına sonsuz bir hapis, sonsuz Cehennem hapsi
ecza : cüzler, kısımlar; Risale-i Nur’dan bölümler
enaniyet : benlik, gurur
fecaat : felâket, belâ, kötü durum
fevkinde : üstünde
feyiz : ilim, bereket, mânevî gıda
gaflet : duyarsızlık, umursamazlık, habersiz davranma
hakaik : gerçekler, doğrular
hakikat : doğru, gerçek
halâskâr : kurtarıcı
himmet : mânevi yardım, ciddi gayret
idrak : anlama, kavrama
irfan : Cenab-ı Hakkı tanıma, bilme, hak ve hakikatin özüne ulaştıran bilgi, marifet
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar, varlıklar
kemalât : mükemmellikler, fazilet ve olgunluklar
mahal : yer
mahrumiyet : yoksunluk, yoksulluk
medyun : borçlu
memur-u Rabbanîye : Allah’ın emriyle hareket eden memur
menba : kaynak
miktar-ı mukabil : karşılığının bir miktarı, en ufak karşılık
minnettar : teşekkür eden, şükran duyan
mu’cize-i maneviye : mânevi mu'cize; başkalarını benzerini yapmaktan aciz bırakan olağanüstülük
muazzam : azametli, büyük
muhafaza : koruma
muktedir olma : güç yetirme, yapabilme
muvaffak : başarma, başarılı olma
müellif : yazar
müşfik : şefkatli
mütemadi : devamlı, sürekli
nâil : ulaştırma, eriştirme
nazır : bakan, gören
nazirsiz : eşsiz, benzersiz
nuranî : nurlu, aydınlık
saadet : mutluluk, huzur
sermedî âlem : dâimî, sürekli âlem; öldükten sonraki sonsuz âhiret âlemi
suikast : kötü niyet, maksat; komplo,
tefekkür : etraflıca ve derinlemesine düşünme
zahir : açık
zaruret : zorunluluk, mecburiyet
Yükleniyor...