Block title
Block content
Yukarıdaki sahifelerde, büyük Üstadın, dostlarını meftun ve hayran ettiği kadar da, düşmanlarını dehşetler içerisinde bırakan azametli imanından bahsettik. Biraz da mümtaz şahsiyeti nurdan bir hâle halinde sarmakta olan üstün meziyetlerinden, ahlâk ve kemalâtından bahsedelim.

Malûm ya, her şahsiyeti, muhtelif ve muayyen meziyetler çerçeveler. Binaenaleyh, Üstadın şahsiyetini tekvin eden başlıca sıfatlar şunlardır:

Feragati:

Bir dâvâ sahibinin ve bilhassa ıslahatçının muvaffakiyet şartlarının en mühimmi feragattir. Zira gözler ve gönüller, bu mühim noktayı en ince bir hassasiyetle tetkik ve takibe meyyaldirler. Üstadın bütün hayatı ise, baştan başa feragatın şaheser misalleriyle dolup taşmaktadır.

Allâme Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi merhumdan, feragate ait şöyle bir söz işitmiştim: “İslâm bugün öyle mücahitler ister ki, dünyasını değil, âhiretini dahi feda etmeye hazır olacak.”

Büyük adamdan sâdır olan bu büyük sözü tamamen kavrayamadığım için, mutasavvıfların istiğrak hallerinde söyledikleri esrarlı sözlere benzeterek, herkese söylememiş ve olur olmaz yerlerde de açmamıştım.

Vaktâ ki aynı sözü Bediüzzaman’ın ateşler saçan heyecanlı ifadelerinde de okuyunca anladım ki, büyüklere göre feragatin ölçüsü de büyüyor...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: Giriş
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

allâme : büyük âlim
âmin : “Allahım kabul eyle”
azametli : büyük, yüce
bahtiyar : talihli, mutlu
bilhassa : özellikle
binaenaleyh : bundan dolayı
celâl : büyüklük, azamet, haşmet
cemâl : sonsuz güzellik
esrarlı : gizemli, sırlı
feragat : hakkından isteyerek vaz geçme, affetme
hâle : ay ve güneşin etrafında bazen görünen parlak, ışıklı halka
ıslahatçı : gerek insanlarda, gerekse toplum yapısında meydana gelen bozulmaları düzeltme, yenileme ve eksiklikleri tamamlama çabasında olan
ilhak eylemek : dahil etmek
istiğrak : Allah aşkıyla kendinden geçme
kemâl : sonsuz mükemmellik
kemalât : bir kimsenin sahip olduğu üstün meziyetler, manevî haslet ve özellikler
malûm : bilinen
meftun : düşkün, tutkun
merhum : vefat etmiş ve Allah’ın rahmetine kavuşmuş olan,
Mevlâ : bütün varlıklar âleminin yegâne sahibi ve efendisi olan Allah
meyyal : meyilli, eğilimli
meziyet : üstün özellik
muayyen : belirli
muhtelif : çeşitli
mutasavvıf : tasavvuf ehli, kalbi dünyanın gelip geçici işlerinden ayırıp Allah sevgisi ile bağlayan tarikat ehli kimseler
muttasıf : nitelenmiş; belli bir vasıf ve sıfatı üzerinde taşıyan
muvaffakiyet : başarı
mücahit : cihad eden, din uğrunda çaba harcayan kimse
mühim : önemli
mümtaz : seçkin
Rabbü’l-Âlemin : âlemlerin Rabbi, bütün âlemleri idare ve terbiye eden Allah
rıza : memnuniyet
sâdır olan : çıkan; dile getirilen
şahsiyet : kişilik, yapı
Şeyhülislâm : Osmanlı devletinde, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din işlerine bakmakla birlikte dünya işlerine de din bakımından karışan kimse
tekâmül : ilerleme, mükemmelleşme
tekvin eden : oluşturan, meydana getiren
terakki : ilerleme, yükselme
tetkik etme : inceleme, araştırma
Üstad : bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî
vaktâ ki : ne zaman ki
zira : çünkü
zümre : grup, topluluk
Yükleniyor...