SAİD GÜNDÜZ

1949 ISPARTA-Eğri­dir do­ğum­lu Said Gün­düz, Emir­dağ La­hi­ka­sı-II’de Üs­tad Bediüzzaman Haz­ret­le­ri ta­ra­fın­dan an­la­tı­lan mo­tor­lu ka­yık ha­di­se­si­nin başkah­ra­ma­nı “De­mir­ci Sa­lih Gündüz”ün oğ­lu­dur. (bk. Sa­lih Gün­düz) Ka­yık­ta bu­lu­nan ve mek­tup­ta bah­se­di­len çocuk, Said Gün­düz’dür. Ba­basın­dan din­le­di­ği ve ha­tır­la­ya­bil­di­ği ka­da­rıy­la ha­di­se­yi an­la­tı­yor. An­lat­tık­la­rı ba­ba­sı De­mir­ci Sa­lih’le ay­nı ifa­de­le­ri ih­ti­va et­ti­ğin­den te­fer­ru­a­tı­nı ora­ya ha­va­le et­tik.

“İçin­de Bu­lu­nan Ço­cu­ğa Bir Par­ça Acı­dım”

1954 se­ne­sin­de Eğir­dir Gö­lü’nde ev­ler bü­yük­lü­ğün­de­ki dal­ga­la­ra tu­tu­lan mo­tor­lu ka­yık için­de beş yaşındaki kü­çük Said de var­dır. Be­di­üz­za­man bu­nu, ala­ka­lı mek­tu­bun­da şöy­le be­lir­tiyor:

"Ben daha fır­tı­na ve yağ­mur baş­la­ma­dan ev­vel hiss-i kab­lel­vu­ku ile ha­zi­ne-i rah­me­te bir anah­tar ola­cak deh­şet­li ve he­ye­can­lı bir mu­si­bet his­set­ti­ğim­den mü­te­ma­di­yen Cev­şen’i ve Şah-ı Nak­şi­bend’in vir­di­ni oku­yor­dum. De­ni­zin o deh­şe­ti için­de ke­mal-i şevkle o mü­ba­rek de­ni­zi ka­bir ola­rak ka­bul edi­yor­dum. Böy­le ka­zay­la ve­fat eden şe­hit hük­mün­de ol­du­ğu gi­bi, şe­hit de ve­li hük­mün­de ol­ma­sın­dan al­tı ar­ka­da­şı­ma acı­ma­dım. Yal­nız için­de bu­lu­nan ço­cu­ğa bir par­ça acı­dım. O ka­yı­ğın ma­ki­ne­si bo­zul­du­ğu ve yel­ke­ni de rüz­gâr onun ak­siy­le gel­di­ği için fai­de ver­me­di­ği­ni ve de­ni­zin mevcle­ri de pek bü­yük; ev­ve­la ka­yı­ğa ve za­hi­ren bi­ze hü­cum etme­siy­le be­ra­ber ka­yı­ğın içi­ne gir­me­di­ği için ke­mal-i sa­bır ve şü­kür­le kar­şı­la­dık ve sa­li­men sa­hi­le çık­tık. ‘El­ham­dü­lil­la­hi alâ­kül­li­hal’ de­dik... Said Nur­sî." (Emir­dağ Lâ­hi­ka­sı-II, 12. Mektup, s. 198)

“Kar­pu­zu Yi­yip Ye­me­di­ği­mi Ha­tır­la­mı­yo­rum”

"Ba­bam bu ola­yın er­te­si sa­ba­hı Üs­tad’ın ya­nı­na git­miş. Üs­tad ona bir kar­puz ver­miş, ‘Git bu kar­pu­zu Said’e ver, ye­sin.’ de­miş."

"1949 yı­lı do­ğum­lu­yum. O ha­di­se 1954’te ol­du­ğu­na gö­re ben beş ya­şın­day­mı­şım. Üs­tad’ın ba­na gön­der­di­ği kar­pu­zu yi­yip ye­me­di­ği­mi ha­tır­la­mı­yo­rum. Ka­yık­ta kork­ma­yan bir Üs­tad, bir de ben­mi­şim."

“Üs­tad pe­de­ri­min de­mir­ci dük­kâ­nı­na ara­da bir ge­lir­di. Mil­let he­men ba­şı­na top­la­nır­dı. Bi­zim Eğir­dir Bağ­lar’da Kon­ya yo­lu üs­tün­de bah­çe­miz var­dı. Üs­tad gez­me­ye çık­tı­ğı za­man bizim bah­çe­ye de uğ­rar­dı. Daha son­ra­la­rı Üs­tad’la gö­rüş­mem, da­yım Os­man Çağ­lar’ın gö­türme­siy­le ol­du."

“Men­fî Bir Ha­di­se­yi Üs­tad Ön­le­di…”

“Zü­be­yir Ağa­bey, Üs­tad Haz­ret­le­ri­nin Bar­la’ya git­me­si için Eğir­dir kay­ma­ka­mın­dan mü­sa­a­de al­ma­ya gi­di­yor. Kay­ma­kam, Zü­be­yir Ağa­be­yi mer­di­ven­ler­den bir it­ti­ri­yor; eğer mer­di­ven kor­ku­luk­la­rı­na tu­tun­ma­sa git­ti… Pe­der de bu­nu du­yu­yor, si­nir­le­ni­yor. ‘Bu­nu na­sıl ya­par bu ter­bi­ye­siz adam!’ di­ye hid­det­le­ni­yor. Kay­ma­ka­ma ka­dar gi­di­yor; ona ders ve­re­cek, göz­da­ğı ve­re­cek, öl­dü­re­cek... Bu ara­da Üs­tad ha­ber alı­yor, iki de­fa ha­ber gön­de­ri­yor, ‘Git­me, yap­ma; men­fî ha­re­ket­ten men edil­mi­şiz, müs­pet ha­re­ket edi­niz…’ di­ye. Pe­der efey­di ta­biî."

“Kay­ma­kam o sı­ra­da oda­sın­da yok­muş. Bek­li­yor, na­sıl ol­sa ge­le­cek di­ye... Bu sı­ra­da Üs­tad biz­zat ara­ba­sıy­la Eğir­dir kay­ma­kam­lı­ğı­nın önü­ne va­rı­yor, men­fî ha­di­se vu­ku bul­ma­sın di­ye... Ba­bam De­mir­ci Sa­lih’i ara­ba­ya alı­yor, gö­tü­rü­yor.”

(bk. Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor-I)

Kategorileri:
S
Okunma sayısı : 880
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...