TEFEKKÜR

“Bir saat tefekkür, bir sene (nafile)ibadetten hayırlıdır.” Hadis-i Şerif

Tefekkür, insanlarla meleklerin ve ruhanilerin ortak özelliği. Yani insanların, “beslenme, görme, işitme, yürüme, çoğalma” gibi birçok yönden hayvanlarla ortak yanları olduğu gibi, ruhun ve kalbin gıdası olan iman, marifet ve tefekkür gibi ulvi vazifelerde de meleklerle benzerlikleri vardır.

İnsanın en mümtaz vasfı akıl sahibi olmasıdır.

Hayvanların şuurları vardır, ama bu şuur çok sınırlıdır. Bununla, ihtiyaçlarını görür, düşmanlarından korunur, yavrularına şefkat ederler. Akıl ise, sadece insanda bulunmaktadır.

Bir hayvan da nefes alır, ama havanın ne olduğunu bilmez, nefes almakla kanının temizlendiğini bilmez, kanın ne olduğunu da bilmez.

Keza, bir hayvan da sabah olunca gözlerini açar ve rızkını aramak üzere çevreyi dolaşmaya başlar, ama gündüzün olması için dünyanın saatlerce döndüğünü bilmez.

İnsan, hem kendi vücuduna yerleştirilen bütün organların, hissiyatın ve duyguların görevlerini bilir, hem de bedenini kuşatan havadan, ayaklarının altındaki topraktan, yolunu gösteren güneşten bitkilere, hayvanlara ve madenlere kadar bütün eşyayı tanır ve bilir.

İşte bu geniş bilgi, insanın hem kendini, hem de kâinatı tefekkür etmesi ve bütün bunları onun hizmetine veren Rabbine şükretmesi içindir.

TEFEKKÜRDE ÖLÇÜ

Göz mahlûk olduğu gibi gördükleri de mahlûktur. Kulak mahlûk olduğu gibi işittikleri de mahlûktur. Aynı şekilde, akıl mahlûk olduğu için düşündükleri de mahlûk olacaktır.

Akıl, Allah’ın zâtı hakkında ne düşünse bütün bunlar o aklın eseri, yahut ürünü olurlar. Tabiri caizse onlar da birer put hükmündedirler; şu farkla ki müşriklerin putları taşlardan ve madenlerden, onunki ise yanlış düşüncelerden yapılmıştır.

Allah’ın zâtı tefekkür edilemeyeceğine göre, tefekkürü emreden bütün ayetler ve onu teşvik eden bütün hadis-i şerifler, mahlûkat âlemini ibretle seyir ve temaşa etmemiz içindir.

Nur Külliyatı’nda tefekkür için şu önemli ölçüye yer verilir:

“Arkadaş! Nefsî tefekkürde tafsilâtlı, âfâkî tefekkürde ise icmâlî yaparsan, vahdete takarrüb edersin.” Mesnevî-i Nuriye

Nefsî tefekkür denilince, “insanın hem bedenindeki bütün organları, hücreleri, atomları, hem de ruhundaki akıl, hafıza, hissiyat gibi latifeleri Allah’ın birer eseri olarak düşünmek” anlaşılır. İnsan bu sahada istediği kadar tafsilata girebilir.

Ancak, afakî tefekkürde, yani dış âlemi düşünürken bu kadar detaya girme şansı yoktur. Semadaki her yıldızın ve her sistemin yaratılış hikmetlerini, kendi organlarının görevlerini bilmesi katiyetinde idrak edemez. Aynı şekilde, bütün hayvanlar âlemini ancak icmalî olarak, yani ana hatlarıyla ve özet şekilde düşünür; her hayvan türünün bütün özelliklerini bilmesi imkânsızdır.

Afakî tefekkürde, ancak konusunda uzman olan kişiler, kendi sahalarında, geniş bilgi sahibi olabilirler. Onlar da başka bilim dallarında yine icmalî düşünmeye mecbur kalırlar.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...