Vakıflık anlayışının çekirdeği olan "Ashab-ı Suffa" ve "Ehl-i Suffe" neden devam etmedi?
Değerli Kardeşimiz;
Ashab-ı Suffe, Hz. Peygamber (asm) döneminde Mescid-i Nebevî'nin bitişiğinde yer alan kimsesiz, fakir ve ilim tahsil etmeye kendini adamış sahabelerden oluşan bir topluluktu. Bu topluluk, İslam'ın ilk eğitim ve sosyal yardımlaşma kurumu niteliğindeydi ve aynı zamanda vakıf anlayışının çekirdeğini oluşturuyordu.
Bu kurumun kalkmasının birkaç sebebini şu şekilde ifade edebiliriz:
Ashab-ı Suffe, özellikle hicretin ilk yıllarında, Medine'ye gelen ve kalacak yeri, geçimi olmayan muhacirler ile kendini ilme adamış kişilerin barınma ve geçim ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuştu. Hz. Peygamber (asm) Beytülmal'den ve gelen sadaka ile hediyelerin büyük bir kısmını onlara tahsis ederdi.
Hz. Ömer (ra) döneminde, Müslümanların maddî durumu iyileşmiş ve beytülmaldan düzenli maaşlar bağlanmasıyla Ashab-ı Suffe'nin barınma ve geçim ihtiyaçları büyük ölçüde karşılanmıştır. Böylece, Ashab-ı Suffe'nin temel vazifesi olan ilim meclisi olma özelliği daha da ön plana çıkmış; sosyal yardımlaşma boyutunun ötesinde, ilim öğrenimi ve öğretimi için bir merkez haline gelmiştir.
Ashab-ı Suffe'de yetişen sahabeler, ilim ve Kur'an öğretimi konusunda çok iyi bir eğitim almışlardı. Hz. Peygamber (asm) onları İslam'ı öğretmek, tebliğ etmek ve yeni Müslüman olan kabilelere rehberlik etmek üzere çeşitli bölgelere gönderirdi. Fetihlerle İslam coğrafyası genişledikçe, bu ilim ehli sahabeler yeni fethedilen topraklara giderek kadılık, valilik ve muallimlik gibi mühim vazifeler üstlendiler.
Ashab-ı Suffe, İslam'ın ilk dönemlerindeki hususi bir ihtiyaca binaen oluşmuş bir müesseseydi. Ancak zamanla İslam toplumunun ihtiyaçları ve imkânları değişti. İlim tahsili ve sosyal yardımlaşma faaliyetleri, mescitlerin yanı sıra medreseler, vakıflar ve çeşitli eğitim kurumları vasıtasıyla daha yaygın bir hale geldi. Ashab-ı Suffe'nin gayesi, daha geniş bir sahaya yayılarak farklı kurumlar tarafından yerine getirilmeye başlandı.
Özetle; Ashab-ı Suffe zamanla eğitim kurumlarına evrilerek kabuk ve biçim değiştirdi. Yani özünü ve ruhunu mektep ve medrese gibi kurumlara aktardı...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü