"Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar." Buradaki irticayı nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"İkinci nokta: Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar. Beşerin selâmet, adalet ve sulh-ü umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyane kanun-u esasî, şimdi bizim bu biçare memleketimize girmek istiyor. Garazkârâne ve anûdâne particilik gibi bazı cereyanları aşılamaya başlaması gibi bir ihtilâf görülüyor. O kanun-u esasî de budur: ..."(1)
İrtica, kelime olarak, geriye gitmek, gericilik ve eski hayat tarzına geri dönmek manalarına geliyor.
İrticayı dinsizler İslam manasında kullanıyorlar. Dinsizler açıktan İslam’a düşmanlıklarını ifade edemedikleri için, bu gibi lastikli mefhumlarla İslam’a kinlerini akıtıyorlar.
Bu mektupta Üstad Hazretleri irticanın bazı maksat ve rükünlerine işaret ediyor.
Birincisi, siyaseti dinsizliğe alet ederek, insanlığın en basit ve gerici olan dinsizlik fikrine ve sistemine hizmet etmektir. Zira dinsizlik başıbozukluk ve vahşiyane yaşamaktır. Her insan hevasına göre yaşar, kanun ve adalet tanımaz ise, orada anarşi ve zulüm baş gösterir ki, hakiki irtica budur.
İkincisi, bir ferdin hatasını, onun kabilesine ve kavmine teşmil edip hepsini imha etmek esasıdır ki, bu en vahşi hayvanlarda bile görülmez. Ama maalesef komünist ve kapitalist ideolojiler insanları kamplara bölüp, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında milyonlarca masumun katline ve milyarlarca insanın huzurunun bozulmasına vesile olmuştur. İşte İslam’ı reddedip, insanlığa getirmeye çalıştıkları bu sistemler hakiki irticadırlar.
(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, 70. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü