DUANIN EHEMMİYETİ

"İnsan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Dördüncü Nokta)

"Her dua için cevap vermek var. Fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek, Cenab-ı Hakkın hikmetine tabidir." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Beşinci Nokta)

"Dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medârı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, âlâ-yı illiyyîn-i insaniyete çık, bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını kendi duan içine al." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Beşinci Nokta)

"Esbaba teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir. Esbabın içtimaı, müsebbebi icad etmek için değil, belki lisan-ı hâl ile müsebbebi Cenâb-ı Haktan istemek için bir vaziyet-i marziye almaktır." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Beşinci Nokta)

"Dua bir ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. O maksatlar, gayeleri değil." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Beşinci Nokta)

"Dua bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile Ona iltica etmeli, rububiyetine karışmamalı. Tedbiri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini itham etmemeli." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Beşinci Nokta)

"Dua bir sırr-ı azîm-i ubûdiyettir. Belki ubûdiyetin ruhu hükmündedir." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, Birinci Nükte)

"Duanın tesiri azîmdir. Hususan dua külliyet kesb ederek devam etse, netice vermesi galiptir, belki daimîdir." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, İkinci Nükte)

"Dua bir ibadettir. Abd, kendi aczini ve fakrını dua ile ilân eder. Zâhirî maksatlar ise, o duanın ve o ibadet-i duaiyenin vakitleridir; hakikî faideleri değil. İbadetin faidesi âhirete bakar." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, İkinci Nükte)

"Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, Dördüncü Nükte)

"Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, Beşinci Nükte)

"Lisan-ı istidatla ve lisan-ı ihtiyac-ı fıtrî ile olan dualar dahi, bir mâni olmazsa ve şerâit dahilinde ise, daima makbuldürler." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, Birinci Nükte)

"Dua ubûdiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Zeyl, Beşinci Nükte)

"Dua edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur." (Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup, Birinci Sual)

"Dua ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar." (Sözler, Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas, Yedinci Vecih)

"Cenâb-ı Hak insana hadsiz bir acz ve nihayetsiz bir zaaf vermiş, tâ ki daimî bir surette dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip niyaz etsin, dua etsin." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On İkinci Devâ)

"Dua istediğimiz tarzda kabul olmazsa, makbul olmadı denilmez. Hâlık-ı Hakîm daha iyi biliyor; menfaatimize hayırlı ne ise onu verir. Bazan dünyaya ait dualarımızı, menfaatimiz için âhiretimize çevirir, öyle kabul eder." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a, On Yedinci Devâ)

"Şu alemde mü'minin mü'mine en büyük yardımı dua iledir." (Barla Lahikası, 208.Mektup)

"Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, dua eden kimse de, 'Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenâb-ı Hak işitir.' deyip Kadir olduğuna itikad etmelidir." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Acz, nidânın mâdenidir. İhtiyaç duanın menbaıdır." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Ferşten Arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duadır." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubab)

"Çocuğun, eli yetişemediği birşeyi peder ve validesinden istediği gibi, abd de, acz ve fakriyle Rabbine iltica eder ve Hâlıkından ister." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubab)

"Her şey Cenâb-ı Hakkı tesbih ettiği gibi lisanıyla, ihtiyacıyla, istidadıyla dahi Allah’a dua eder." (Mesnevi-i Nuriye, Şu'le)

"Dua bir ibadettir. İbadetin semeresi âhirette görünür. Dünyevî maksatlar ise, namaz vakitleri gibi, dualar ibadeti için birer vakittirler. Duaların semeresi değillerdir." (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale)

"Zikir ve duadan maksat sevaptır ve merhamet-i İlâhiyeyi celb etmektir." (Mesnevi-i Nuriye, On Dördüncü Reşha)

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...