Kur’ân, şek ve şüphelere mahal değildir. Sizin şüpheleriniz, ancak kalblerinizin hastalığından ve tabiatınızın sekametinden neş’et ediyor.” Evet, gözleri hasta olan, güneşin ziyasını inkâr eder; ağzı acı olan, tatlı suya acı der. {İşaratü'l-İ'caz}
Türkçe 1920x1200
İçerikler
Çekirdeği yapan, onun üstünde ağacı o yapar. Ve ağacı yapan, onun üstünde meyveleri dahi o icad eder. Lem'alar
Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (İsrâ Sûresi, 1. âyet)
Pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır. (Sözler)
Şüphesiz ki Allah Takvâya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukkta bulunanlarla beraberdir. Nahl Sûresi, 16.128.
Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır. (Camiü's-sağir,2/90)
Her cemâl ve kemâl sahibi kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek ister. (Sözler)
İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır. İhtiyâcâtı âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış. Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî Cenneti de arzu eder. Bir dostunu görmeye müştak olduğu gibi, Cemîl-i Zülcelâli de görmeye müştaktır. Sözler | Yirmi Üçüncü Söz
Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya Suresi, 107)
Gül ve çiçeklerin yüzlerini güzelleştiren Zât, nasıl o güzel yüzlere arılardan, bülbüllerden istihsan âşıkları icad etmesin? Ve güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır. Mesnevi-i Nuriye | Zerre
O zât-ı mübarek, öyle bir Zâtın memuru ve şakirdidir ki, herşey Onun nazarında ve tasarrufundadır. Ve bütün envâ-ı kâinat ve bütün zamanlar Onun taht-ı emrindedir. Defter-i kebirinde herşey yazılıdır; istediği zaman talebesine bildirir ve gösterir. Demek, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Üstâd-ı Ezelîsinden ders alır, öyle ders verir. (Mektubat)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kâdirdir. (Rum Sûresi: 50)
Bana ‘Sen şuna buna niçin sataştın?’ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!.. Tarihçe-i Hayat
Şu devlet-i İslâmiye yirmi-otuz milyon iken, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur'andan gelen şu fikirdir: ""Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim. (Mektubat)
İnsanın, hususen Müslüman'ın tahassüngahı ve bir nevi cenneti ve küçük dünyası, aile hayatıdır (Lem'alar)
Ey Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. Enbiyâ Sûresi, 21:83.
Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir. (Tarihçe-i Hayat)
Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum. (Enbiyâ Sûresi, 21:87)
Dua ve tevekkül, meyelan-ı hayra büyük bir kuvvet verir. {Sözler}
Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur. Eğer pek güzel şaşaalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî onun andelîbi olur. (Mesnevi-i Nuriye)
Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, îman dairesindeki terbiye-i Muhammediye'yi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir. {Sözler}
Yâ Erhamerrâhimîn! Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dâr-ı saadette onun âl ve ashâbına komşu eyle! Âmin, âmin, âmin. (Şualar)
Hususan yavrular gayet nazdar, nazenin bir surette beslenmeleriyle ve heveslerinin ve arzularının tatmini cihetiyle, senin inayetinin gayet şirin cemaline hadsiz işaretler ederler. {Sözler}
Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır. Ve o usta, her şeyi idare eden yalnız odur. Hiçbir cihetle noksaniyeti yoktur. Bize görünmeyen o usta, bizi ve her şeyi görür ve seslerini işitir. Bütün işleri mucize ve harikadır. Bütün bu gördüğümüz ve dillerini bilmediğimiz şu mahlûklar onun memurlarıdır. (Sözler)
Kalb-i kâinattaki şu hakikî muhabbet ve aşk, bir Mahbub-u Ezelî'yi gösterir. {Sözler}
İhtiyarlık bana ihtar etti ki, Gündüz nasıl şu siyah bir kabre tebeddül etti, dünya siyah kefenini giydi; öyle de, senin ömrünün gündüzü de geceye ve dünya gündüzü de berzah gecesine ve hayatın yazı dahi ölümün kış gecesine inkılâp edeceğini kalbimin kulağına söyledi. (Lem'alar)
Nakkaş-ı Ezelî, gözümüzün önünde, kışın beyaz sayfasını çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i arzın sayfasında üç yüz binden ziyâde envâı, kudret ve kader kalemiyle ahsen-i sûret üzere yazar; birbiri içinde birbirine karışmaz. Beraber yazar; birbirine mâni olmaz. Teşkilce, sûretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz; yanlış yazmaz. {Sözler}
Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder. Hadisi Şerif Meali - (et-Tergîb ve'l-Terhib 2/116)
Hz. Ali'den (r.a.) rivayetle: Ayların efendisi Muharremdir. Günlerin efendisi Cumadır. {Camiü’s-Sağir - 4754}
Madem ölüm var, kabre girilecek, bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. (Mektubat)
Hacdan gelen biri ile karşılaştığında selâm ver. Onunla musafaha et ve evine girmeden önce senin için Allah'tan mağf iret dilemesini iste. Çünkü onun günahları bağışlanmıştır. (Hadis-i Şerif - Camiussağir 847)
Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. (Kevser Suresi 1-2 Ayet Meali)
Hem kendini başıboş zannetme. Zîrâ, şu misafirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gâyesiz göremezsin; nasıl, sen nizamsız, gâyesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisât-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller. Meselâ, zemine nebâtât ve hayvanât envâından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler, baştan aşağıya kadar gâyelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet âlî gâyeler içinde kemâl-i intizam ile meczub Mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın benîâdem'den, bâhusus ehl-i imândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i mâneviyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi mevtâlûd hâdisât-ı hayatiyesini, bir mülhidin neşrettiği gibi gâyesiz, tesadüfî zannederek bütün musîbetzedelerin elîm zâyiâtını bedelsiz, hebâen mensur gösterip, müthiş bir yeise atarlar. Hem, büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler. Belki, öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîmin emriyle ehl-i imânın fânî malını sadaka hükmüne çevirip, ibkâ etmektir ve küfrân-ı nimetten gelen günahlara kefârettir. (Sözler)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kâdirdir. (Rum Sûresi 50. Ayet Meali)
Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi a.s.m. kendine rehber etmek gerektir. Sözler
Kâinat mescid-i kebîrinde Kur'ân kâinatı okuyor! (Sözler)
Ali'den (r.a.) rivayetle: Çocuklarınızı şu üç haslet üzere terbiye ediniz: Peygamberinizin sevgisi, onun Ehl-i Beytinin sevgisi ve Kur'ân okumak. Çünkü Kur’ân okuyanlar, Allah'ın Arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet Gününde, peygamberler ve asfiyalarla beraber Arşın gölgesinde bulunacaklardır. Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir - 311
Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. {Mesnevi-i Nuriye | Habbe}
Her şey ya hakikaten güzeldir, ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle güzeldir. (Sözler)
Allah'ın kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, birinizin çölde kaybetmiş olduğu devesini bulmasından dolayı duyduğu sevinçten daha fazladır. (Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir - 7192
Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki Şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!. (Hadis-i Şerif Meâli - Riyazü's-Salihin)
Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.Kainat mescidi kebirinde kuran kainatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım.Hidayetiyle amel edelim. Ve onu virdi zeban edelim. (Sözler)
Ramazan-ı Şerif adeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet mümbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a'mâl için, bahardaki mâ-i Nisandır (Mektubat)
Ey alem-i İslam! Uyan, Kur'an'a sarıl, İslamiyete maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol. Tarihçe-i Hayat
Ebu Hüreyre Radiyallahu Ang, rivayet ediyor: ''Her oruç tutan kulun iftar vaktinde kabul olunacak bir duası varıdr. Duasının karşılığı mükafat olarak ya dünyada verilir veya ahirette ebedi bir surette ihsan edilir. ''(Kenzü'l-Ummal,3.328)
Ramazan-ı Şerifte mü'minler derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, manevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letaifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve teyezzüleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar masumane gülüyorlar. (Mektubat)
Ey bu yerlerin Hâkimi! Senin bahtına düştüm! Sana dehâlet ediyorum ve sana hizmetkârım! Ve senin rızanı istiyorum! Ve seni arıyorum! (Sözler)
Kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer. Kendini beğenmeyen sefâyı bulur, rahmete gider. (Mektubat)

















































