İÇTİHAD, MÜÇTEHİD, MEZHEPLER, FIKHİ MESELELER

"Cenâb-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur. Nehyeder, sonra kabih olur." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, İkinci Makam, Dördüncü Vecih)

"Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise, tercihe sebeptir; icaba, icada medar değildir. İllet ise, vücuduna medardır." (Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Beşinci Mani)

"Seferde namaz kasredilir, iki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer’iyenin illeti seferdir, hikmeti ise meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmasa da namaz kasredilir. Çünkü illet var." (Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Beşinci Mani)

"Zaruret haramı helâl derecesine getirir." (Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Beşinci Mani)

"Şâfiî mezhebine göre, kadına temasla abdest bozulur, az bir necaset zarar verir." (Sözler, Yirmi Yedinci Sözün Hatimesi)

"Cadde-i kübrâ, elbette velâyet-i kübrâ sahipleri olan Sahabe ve asfiya ve Tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur’ân’ın birinci tabaka şakirtleridir." (Mektubat, On Sekizinci Mektup, İkinci Mesele-i Mühimme)

"Umum müçtehidîn değil; belki Ebu Hanife, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ibni Hanbel şahların, aktabların fevkindedirler. Fakat hususî faziletlerde Şah-ı Geylânî gibi bazı harika kutuplar, bir cihette daha parlak makama sahiptirler. Fakat küllî fazilet imamlarındır." (Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup, Üçüncü Sual)

"Mezâhibin ihtilâfı ise, Sahib-i Şeriatin gösterdiği nazarî düsturların tarz-ı tefehhümünden ileri gelmiştir. “Zaruriyât-ı diniye” denilen ve kabil-i tevil olmayan ve “muhkemat” denilen düsturları ise, hiçbir cihette kabil-i tebdil değildir ve medar-ı içtihad olamaz." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Kısım)

"Cumhur-u avâmı, burhandan ziyade, me’hazdaki kudsiyet imtisâle sevk eder." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Şeriatın yüzde doksanı (zaruriyat ve müsellemât-ı diniye) birer elmas sütundur. Mesâil-i içtihadiye-i hilâfiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altının himayesine verilmez. Kitaplar ve içtihadlar Kur’ân’a dürbün olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Her müstaid, nefsi için içtihad edebilir, teşri’ edemez." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Fırtına ve zelzele zamanında, değil, içtihad kapısını açmak, belki pencerelerini de kapatmak maslahattır. Lâübâliler ruhsatlarla okşanılmaz; azîmetlerle, şiddetle ikaz edilir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki ölmeyecek kadar yiyebilir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte)

"Zamanların tebeddülüyle füruatın da tebeddül ve tegayyürü tabiî bir şeydir. Evet, mevâsim-i erbaada tedavi ve telebbüs gibi çok şeyler tebeddüle uğrar." (İşaratü'l-İ'caz, Fatiha Sûresi)

"Şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvî hüzünleri, Rabbânî aşkları îras eden sesler helâldir. Yetimâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 6.Âyetin Tefsiri)

"Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur." (Kastamonu Lahikası, 103.Mektup)

"Bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var." (Kastamonu Lahikası, 103.Mektup)

"Eğer mescide gidip gelmekte kebâire mâruz kalırsa, halvethanesinde bulunması lâzımdır." (Kastamonu Lahikası, 160.Mektup)

"Eğer Kur’ân okunurken, namazın, tesbihatın tetimmesi ise, kıbleye karşı duranlar, vaziyetlerini bozmamak evlâdır. Yalnız müezzinin önündeki adam arkasını çevirsin, yahut çekilsin. Eğer Kur’ân müstakil olarak okunursa, okuyana karşı teveccüh etmek evlâdır." (Barla Lâhikası, 210.Mektup)

"Üç İhlâs, bir Fatiha, muhtasar bir hatim hükmünde olduğundan ona vakit tahdit edilmez. Her vakitte gayet müstahsendir." (Barla Lâhikası, 210.Mektup)

"Eğer mütedeyyin bir hekîm-i hâzıkın gösterdiği ihtiyaca binaen kaplama sureti olsa, altındaki diş ağzın zahirîsinden çıkar, bâtın hükmüne geçer. Gusülde yıkanmaması, guslü iptal etmez." (Barla Lâhikası, 221.Mektup)

"Kebâir çoktur; fakat ekberü’l-kebâir ve mûbikat-ı seb’a tâbir edilen günahlar yedidir: Katl, zina, şarap, ukuk-u vâlideyn (yani kat-ı sıla-i rahim), kumar, yalancı şehadetlik, dine zarar verecek bid’alara taraftar olmaktır." (Barla Lâhikası, 259.Mektup)

"İki Ramazan için bir kefaret kâfidir. Müteaddid vâkıalara bir kefaret kifâyet eder. Çünkü tedâhül vardır." (Barla Lâhikası, 273.Mektup)

"Ulemâ-yı İslâm o kadar tetkikat-ı sâibe yapmışlar ki, füruata dair tetkikat-ı amîkaya ihtiyaçları kalmamış." (Barla Lâhikası, 273.Mektup)

"Şâfiî Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır." (Emirdağ Lâhikası-I, 24.Mektup)

"Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur." (Emirdağ Lâhikası-I, 24.Mektup)

"Zan ile, şüphe ile münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Madem Lâ ilâhe illâllah der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tevbe etse, namazı kılınabilir." (Emirdağ Lâhikası-I, 44.Mektup)

"Hadd-i şeriattan çıktıkları vakit, münafık değil, ehl-i bid’a oluyorlar, fâsık oluyorlar; zındıkaya girmiyorlar." (Emirdağ Lâhikası-I, 44.Mektup)

"Hem ferdin ahkâmda istinbatı ve içtihadında -hevesi karışmamak şartıyla- o kendi nefsi için amel edebilir, fakat başkalarına hüccet tutamaz. Tâ bir nevi icma’ o hükmü tasdik etsin." (Emirdağ Lâhikası-II, 72.Mektup)

"Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde manevi tahribata karşı manevi, ihlas sırrıyla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkadır." (Emirdağ Lâhikası-II, 151.Mektup)

"Muhakkikin şe’ni, gavvas olmak, zamanın tesiratından tecerrüd etmek, mazinin a’mâkına girmek, mantığın terazisiyle tartmak, her şeyin menbaını bulmaktır." (Muhakemat, Birinci Makale, Beşinci Mukaddeme)

"Müçtehid olan başka müçtehidin taklidine mükellef değildir." (Muhakemat, Birinci Makale, On Birinci Mukaddeme)

"Bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan âyineleri hasebiyledir. Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san’atı içindir." (Münâzarat)

"Her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san’atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san’atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın?" (Münâzarat)

"Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!" (Münâzarat)

"Onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’ânîde dahil değildir." (Münâzarat)

Okunma sayısı : 2.833
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...