"Zan ile şüphe ile münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Madem Lâ ilâhe illâllah der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tövbe etse, namazı kılınabilir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir kişi Lâ ilâhe illâllah diyorsa, biz ona Müslüman demek ve Müslüman muamelesi yapmakla mükellefiz. Bu kimsenin te’vile açık ya da tam açıklık kazanmamış söz ve davranışlarına bakarak, ona münafık ya da kâfir dememiz doğru değildir ve büyük bir tehlikedir.

Çok açık bir şekilde dini inkâr etmediği müddetçe, Müslüman birisine zan ve şüphe ihtiva eden davranış ve sözlerinden dolayı kâfir ya da münafık demek caiz değildir. İman ve küfür zan ve şüphe üzerine değil, açıklık ve sarahat üzerine bina edilir. Açıkça dini inkâr etmeyen birisine Müslüman demenin menfi bir hükmü bulunmuyor. Ama kâfir demenin ağır ve büyük bir vebali olabilir.

"Said’i bilenler bilirler ki, mümkün olduğu kadar tekfirden çekinir. Hatta sarih küfrü bir adamdan görse de yine te’vile çalışır."(Şualar)

Küfür; nimete karşı nankörlük etmek, nimeti gizlemek, küfran etmek mânâsına geliyor. Şer’î ıstılahta ise, küfür; "Hiçbir zorlama olmaksızın kendi irade ve isteğiyle iman hakikatlarını inkâr ve tekzib etmek, yahut tasdik etmemek, iman edilmesi gereken mukaddesatı tahkir etmek, onlarla alay etmek, haramı helâl, helâli haram kabul etmektir."

Buna göre, bir insan Kur’an-ı Kerim’in namaz emrini inkâr ederse küfre girer; ama, bu emri kabul ettiği halde namaz kılmazsa kesinlikle kâfir olmaz. Haramları işlemek de böyledir. Faiz alıp vermeyi Kur’an’ın yasak ettiğini, bunun İlâhî bir nehiy olduğunu kabul eden bir insanın nefsine mağlûp olarak bu haramı işlemesi hâlinde kâfir olmayacağı açıktır.

"Meselâ: Demiş bu şey küfürdür. Yâni, o sıfat imandan neş’et etmemiş, o sıfat kâfiredir. O haysiyet ile o zât küfür etti, denilir. Fakat mevsufu ise mâsume ve imandan neş’et ettikleri gibi, imanın tereşşuhatına da hâize olan başka evsafa malik olduğundan o zât kâfirdir denilmez. İllâ ki, o sıfat küfürden neş’et ettiği yakînen biline... Zira başka sebepten de neş’et edebilir. Sıfatın delâletinde şek var. İmanın vücudunda da yakîn var. Şek ise yakînin hükmünü izale etmez.

Tekfire çabuk cür’et edenler düşünsünler!..." (Sünuhat)

Demek ki, bir mü’minde, imandan kaynaklanmayan belki cehaletten, sefahetten yahut daha başka bir kaynakdan beslenen sıfatlar bulunabilir. Bu sıfatlara "kâfire" tabir ediliyor.Yine o mü’minin, imanından kaynaklanan birçok da mâsum sıfatı bulunuyor. İşte bu sıfatlar, o zâta kâfir dememize mâni. Onun dilinden küfrü icab eden bir söz çıkmışsa, yahut o mü’min, imandan kaynaklanmayan ve ancak kâfirlere yakışacak fiiller işlemişse yukarıda verilen ölçüye göre, bunların küfürden doğduğunu, yâni o adamın küfür niyetiyle, İslâm’ı inkâr kasdıyla bunları yaptığını kesinlikle bilmedikçe onu tekfir edemeyiz; kendisine kâfir diyemeyiz.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Büyük günah işleyeni tekfir etmek caiz midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.056
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...