Müdebbir olarak; öğrencileri sabah namazına kaldırma, okula yollama gibi şeyler bana basit ve angarya gibi geliyor. Tavsiyeleriniz neler olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
Savlı Hasan Çavuş (Hasan Kurt) anlatıyor. Üstad bize derdi ki:
“Kardeşlerim, size kibrit çöpü kadar bir hizmet düşerse sakın küçük görmeyin. En büyük hizmet olarak kabul edin, ihmal etmeyin. Sizin şimdiki hizmetleriniz Levh-i Mahfuzda yazılıyor. Onu Allah’ın huzuruna vardıktan sonra göreceksiniz.” (1)
Bir talebenin ahir zaman tehlikelerine karşı muhafazası için medresede onun ihtiyaçlarının giderilmesi, ebedî hayatının kurtulması için, onun bazı ters davranışlarına sabredilmesi, hatalarının hoş görülmesi, ibadete sürekli teşvik edilmesi küçümsenecek bir hizmet değildir. Alakadar olduğunuz talebelerden biri belki ileride aklıselim sahibi olarak hizmete katılacak, belki vakıf kalacak, belki istikbalde maddî olarak hizmete büyük menfaat sağlayacak, belki çok büyük hizmetlere imza atarak size sadaka-yı cariye cihetinden sevap kazandıracaktır. Bu sebeple onlara; sabır, tahammül ve mülâyemetle yaklaşmalısınız.
“Bu dünya dârü’l-hikmettir, dârü’l-hizmettir; dârü’l-ücret ve mükâfat değil. Buradaki a’mal ve hizmetlerin ücretleri berzahta ve âhirettedir. Buradaki a’mal, berzahta ve âhirette meyve verir.” (2)
Netice odaklı hizmet, insanı meyus edebilir. Bizler netice ile mükellef değiliz. Lise dönemi tohum ekme dönemidir; hemen sümbül vermeyebilir. Bambu ağaçlarının meşhur meselesini okumuşsunuzdur. Burada tekrar etmekte fayda var:
Çin’de çok yaygın yetiştirilen bambu ağacının tohumu ekilir, toprağı gübrelenir ve sulanır. Fakat ardı ardına beş yıl geçmesine rağmen bu tohum filizlenip toprak üstüne çıkmaz. Bambu yetiştiricileri sabırla ona su ve gübre vermeye devam ederler. Beşinci yılın sonunda bambu tohumları yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede 27 metre uzunluğa yükselir. Şimdi gelelim sorumuza:
“Bu bambu ağacı altı haftada mı yoksa beş yıl + altı haftada mı bu uzunluğa ulaşmıştır?”
İşte bizim talebelere yaklaşımımız hep Çinlilerin toprak altındaki bambu tohumlarına yaklaşımı gibi olmalıdır.
Önce kendimiz örnek olarak işe başlamamız gerekir. Her şeyi zamanında yapan, namazları zamanında kılan, hiçbir yere geç kalmayan ciddiyet sahibi bir ağabeyin yanında kalanlar da muhakkak onun boyasıyla boyanacaklardır.
Sırf lillah için yapılan bu talebe hizmetinde, onlara Risaleden ders okumak kadar, onları hayata hazırlamak ve istidatlarına muvafık olarak davranmak da çok mühimdir. Sabah uyanmakta güçlük çekenlere, bu konuda lakayt davrananlara cezai yaptırımlar uygulamak doğru değildir. Böyle bir davranış, faydadan ziyade zarar verir, onların hizmetten soğumalarına hatta nefret etmelerine sebep olur. "Nöbetçilik", "Medrese temizliği" gibi bir cezalar olabileceği gibi, "izin kısıtlaması" da olabilir.
Dipnotlar:
(1) bk. Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, s. 119.
(2) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Sonuç odaklı hizmet insanı meyus edebilir. Bizler netice ile mükellef değiliz."
Hadiste ise 'Ameller sonuçlarına göredir.' diyor.
Sonuç odaklı olmaktansa doğrunun hep süreç odaklı olmakta olduğunu anladık. Mesela insan çok iyi bir üniversite kazanmak ister ama olmaz. Bu insana başarısız denilmez belki de sınav psikolojisi kötü etkiledi. Ama sonuç odaklıya göre başarısız denir.
Hadiste de bizim sonuç odaklı olmamız isteniyor.
Neye göre sonuç odaklı, neye göre süreç odaklı olacağız? Her iki İfadenin de yerine göre doğru olduğu durumlar mı var?
Siz ise hizmette sonuç odaklı olmamaktan bahsettiniz.