KELİME-İ ŞEHADET VE KELİME-İ TEVHİD

"Allah’tan başka hak bir ilâhın bulunmadığını kalben tasdik ve lisanen ikrar ettiğime, bütün gören ve görünen eşyayı şahit gösteriyorum." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Öyle bir Allah ki, vücub-u vücuduna ve Vahid, Ehad, Ferd, Samed olduğuna Hazret-i Muhammed (a.s.m.) bir şahid-i sadık ve bir burhan-ı nâtıktır." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Öyle bir Muhammed (a.s.m.)’dır ki, âlem-i şehadette iken gaybiyattan haber verir; bir beşîr ve nezîr olup bütün kuvvetiyle, kemâl-i ciddiyetle ve vüsuk ile ve itminân ile, yüksek bir iman ile nev-i beşere karşı tevhid dinini لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ ile ilân ve ilâm ediyor." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Öyle bir Allah ki, vücub ve vücûduna, celâl ve cemâline, Vahid-i Ehad olduğuna şehadet edenlerden birisi de Furkan-ı Hakîmdir." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Öyle bir Allah ki, vücub-u vücud ve vahdetine, şu kitab-ı kebir denilen âlem, bütün yazıları ve fasıllarıyla, sahifeleriyle, satırlarıyla, cümleleriyle, harfleriyle şehadet ettiği gibi; şu insan-ı kebir denilen kâinat da, bütün âzâsıyla, cevahiriyle, hüceyratıyla, zerratıyla, evsafıyla, ahvaliyle delâlet eder." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"لاٰ اِلٰهَ ِالاَّ اِللّٰهُ olan kelime-i zikriyeyi bir insan vird-i zeban ettiği zaman, zamanı bir halka-i zikir tahayyül etmekle, o halkanın sağ tarafı olan mâzi cihetinde enbiyanın, sol tarafı olan istikbal cihetinde de evliyanın oturup cemaatle zikrettiklerini ve kendisi de, o cemaat-ı uzmâ içinde bulunarak şu kubbe-i minâyı dolduran yüksek, İlâhî ve tatlı sadâlarına iştirak ettiğini tahayyül etsin." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"Kuvve-i hayaliyesi daha keskin olanlar da kâinat mescidinde bütün masnuatın teşkil ettikleri halka-i zikirlerine girsin, şu fezayı velvelelendiren o sadâları dinlesin." (Mesnevi-i Nuriye, Katre)

"İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! اَشْهَدُ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ ve اَلْحَمْدُ ِللّٰهِ gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü’minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"İslâmiyetin hak ve hakikat olduğuna ve hükümlerinin doğru ve sadık olduklarına delâlet eden bütün deliller, şahitler, burhanlar, senin o dâvânın ve itikadının hak olduğuna delâlet ederler." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Söylediğin o mübarek ve mukaddes kelâmlara pek büyük yümünler, feyizler ve berekât-ı İlâhiye terettüp eder." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Cumhur-u mü’minîn ve muvahhidînin o kelimât-ı mübarekeden kalben zevk ettikleri mâ-i hayatı ve şarâb-ı cenneti, sen de o mukaddes maşrabalardan içersin." (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)

"Mânevî ihtiyaçlar da vakitleri muhtelif ve mütefavittir. Her anda Allah kelimesine ihtiyaç vardır. Her vakit Besmeleye, her saatte Lâ ilâhe illallâh’a ihtiyaç vardır. Ve hâkezâ..." (Mesnevi-i Nuriye, On Dördüncü Reşha)

"Bu kelime-i âliye, üssü’l-esas-ı İslâmiyet olduğu gibi, kâinat üstünde temevvüc eden İslâmiyetin en nurânî ve en ulvî bayrağıdır." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Misak-ı ezeliye ile peyman ve yeminimiz olan iman, bu menşur-u mukaddeste yazılmıştır." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Âb-ı hayat olan İslâmiyet ise, bu kelimenin aynülhayatından nebean eder." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Ebede namzet olan nev-i beşer içinde saadet-sarây-ı ebediyeye tayin ve tebşir olunanın ellerine verilmiş bir ferman-ı ezelîdir." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Kalb denilen avâlim-i gayba karşı olan penceresinde kurulmuş olan lâtife-i Rabbâniyenin fotoğrafıyla alınan timsal-i nurâniyle Sultan-ı Ezel’i ilân eden harita-i nuraniyesidir ve tercüman-ı beliğidir." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Vicdanın esrarengiz olan nutk-u beliğanesini cemiyet-i kâinata karşı vekâleten inşad eden hatib-i fasîhi ve kâinata Hâkim-i Ezel’i ilân eden imanın mübelliğ-i beliği olan lisanın elinde bir menşur-u lâyezâlîdir." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirine şahid-i sâdıktır ve birbirini tezkiye eder. Evet, ulûhiyet nübüvvete burhan-ı limmîdir. Muhammed Aleyhisselâm, Sâni-i Zülcelâle zâtıyla ve lisanıyla burhan-ı innîdir." (Muhakemat, Üçüncü Makale, Giriş)

"Tevhidde cemâl ve kemâl-i İlâhînin kalben görünmesi ve ruhen hissedilmesi içindir ki, bütün evliya ve asfiya, en tatlı zevklerini ve en şirin mânevî rızıklarını, kelime-i tevhid olan Lâ ilâhe illâllah zikrinde ve tekrarında buluyorlar." (Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam, Birinci Meyve)

"Kelime-i tevhidde azamet-i kibriyâ ve celâl-i Sübhânî ve saltanat-ı mutlaka-i rububiyet-i Samedâniye tahakkuk etmesi içindir." (Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam, Birinci Meyve)

Resul-i Ekrem Aleyhisselâtü Vesselâm ferman etmiş: "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli sözleri, Lâ ilâhe illâllah kelâmıdır." (Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam, Birinci Meyve)

"İman ise, hem o şahıstaki her ferdin nur-u hayatıdır, hem girdiği âlemin ziyasıdır. لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ ise, o nuru açar bir anahtardır." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dördüncü Mesele)

İmam-ı Âzam demiş: "لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ tevhide alem ve isimdir." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Sekizinci Mesele)

"Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirine şahittir. Birincisi ikincisine burhan-ı limmîdir; ikincisi birincisine burhan-ı innîdir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Şu kâinatın yüzüne bak ki, birbiri içinde hadsiz mektubât-ı Samedâniye hükmünde olan sahâif-i mevcudat ve herbir mektup üstünde hadsiz sikke-i tevhid mühürleriyle temhir edilmiş bütün bu mühürlerin şehadetlerini kim tekzip edebilir? Hangi kuvvet onları susturabilir? Kalb kulağıyla hangisini dinlesen “Eşhedü en lâ ilâhe illâllah” dediğini işitirsin." (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Dokuzuncu Pencere)

"Kelime-i şehadet: Vardır iki kelâmı. Birbirine şahittir, hem delil ve burhandır. Birincisi, sânîye bir burhan-ı lümmîdir. İkincisi, evvele bir burhan-ı innîdir." (Sözler, Lemeât, Kelime-i şehadetin burhanı içindedir)

"Dünyadan daha geniş bir daire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun. İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdâniyet sırlarını ifade eden لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Dördüncü Nota)

Okunma sayısı : 10
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...