"Kelime-i tevhidde azamet-i kibriya ve celal-i Sübhani ve saltanat-ı mutlaka-i rububiyet-i Samedaniye tahakkuk etmesi içindir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyası, bir başkasının müdahil ve iştirakini şiddetle reddeder. Bu da tevhidin en büyük esaslarından birisidir. Azamet ve kibriya; varlığı zatından, vacib, kadim, bâki, bütün sıfatları sonsuz, mutlak ve muhit olan Allah’a mahsustur.
Bir köyde iki muhtarın, bir şehirde iki valinin, bir ülkede iki padişahın bulunması nasıl mümkün değilse, kâinatta da aynı vasıflara sahip olan iki ilahın olması asla ve kat’a mümkün değildir. İşte azamet ve kibriya tevhidde bu şekilde tahakkuk ediyor.
"Celal ve Sübhan" tabirlerinde de benzer manalar bulunmaktadır. Sonsuz celal sahibi Allah’ın başka iştirakçileri ve şerikleri bulunması "celal" manası ile bağdaşmaz. Evet, şirk büyük bir zulüm, leke ve noksanlıktır. Allah her türlü noksanlıklardan ve kusurdan münezzeh ve mukaddestir.
"Sübhan" Allah’ın bütün eksik ve noksanlıklardan pak ve temiz olmasıdır ki, bu ince ve latif mâna en güzel tevhidde kendini izhar ve ilan ediyor. Yani ikinci bir ilah tasavvuru hem tevhide hem de sübhan manasına zıttır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü