Risale-i Nur'un tecdid sahaları nelerdir; misallerle izah eder misiniz?
- İmam-ı Gazali bir eserinde kelam ilmi için: "Açıkça anlaşılan, delile ihtiyacı olmayan sözlerden başka sözleri kabul etmeyenler için, bu usulün faidesi pek azdır." der. Risale-i Nur İmam Gazali'nin bu tespitlerinden kurtulmuş bir eser midir?
Değerli Kardeşimiz;
Risale-i Nur'un diğer eserlerden en büyük farkı, bu zamanın hükümlerine ve ihtiyaçlarına cevap vermesidir. Bu zamanın manevî dertlerine ve yaralarına tam mutabık olmasıdır. Aynı zamanda Kur'an’ın manevî ve vehbi bir tefsiridir. İlim ve muhakeme ile değil, Allah’ın bu zamanda zorda kalmış inananlara bir hediyesi ve lütuf eseri olarak yazdırılmıştır.
Risale-i Nur'un en büyük vasıflarından biri de insanlık içindeki bütün anlayış tabakalarına hitap etmesi ve onları aydınlatabilmesidir. Başka eserlerde bu vasıf çok nadir olarak görünüyor.
Risale-i Nur avam havas, cahil alim, zengin fakir, köylü şehirli, her kesime hitap eden bir eser olmasından, bazen bir kelimesi ve cümlesi çok manaların depolu olduğu bir kitap hükmünü alır. Bu yüzden, herkesin istifade ve anlayışı kabiliyet ve anlayışına göre oluyor, ama en alt kademedeki avam insan da istifadesiz kalmıyor. Ama Batılı bir filozofun eserini ya da Doğulu İbn-i Arabi’nin eserlerini anlamak için onların seviyesine çıkmakla anlamak mümkündür. Zira onların eserleri sadece havassa hitap ediyor. Risale-i Nur meyveli bir bahçe gibidir. O bahçede çok uzun dalların ucunda tatlı ve olgun meyveler de var, en alt kısmında boyu kısa olanlar için de meyveler var. Yani Nurlar kimseyi meyvesiz bırakmayan, güzel bir bahçe hükmündedir.
Risale-i Nur'un diğer eser ve kaynaklardan farkı, o kaynaklarda dağınık ve hususi olan imanî ve Kur’anî meseleleri Risale-i Nur temsil ve teşbihlerle toplatıp, herkesin anlayacağı seviyeye indirmesidir. Aynı zamanda günümüz meselelerine de ışık tutması Risale-i Nur'u daha tesirli ve parlak yapmıştır.
Risale-i Nurlar temsil ve teşbih dürbünü ile en derin ve en dağınık meseleleri en avam insanın idrak edebileceği bir seviyeye getirmiştir. Sair kaynaklar hususi insanlara hitap ederken, Risale-i Nur umuma hitap ediyor.
Kelâm ilmi: Allah’ın varlığını ve birliğini akli deliller ile ispat etmeye çalışan bir ilim dalıdır. Konusu Allah’ın Zatı ve sıfatlarıdır. Bunun yanında, inanca dair konuları da inceler. İmam Taftazani kelâm ilminin gayesini, kesin delillerle dini akideleri bilme, şeklinde tarif ediyor. Kelam ilmi tarihi sürecinde birçok merhaleler geçirip, değişik felsefi ve tasavvufi ekollerden etkilenmiştir. Her asırda gelen mücedditler de bu ilme mühim katkılar ve değerler bahşetmiştir.
Kelâm ilmini bir ağaca benzetirsek, bu ağacın en son ve en mükemmel meyvesi Risale-i Nurlardır. Risale-i Nurlar bu tarihi sürecin bir birikimi ve en son mahsulüdür diyebiliriz. Nasıl maddî ilimlerde terakki ve tekemmül tedricen, yani yavaş yavaş gelişir ve mükemmel bir hal alır. Aynı şekilde, İmam Azam ile temeli atılan ve İmam Eşari ve Maturidi ile sistemleştirilen ve Fahru Razi ile terakki eden ve İmam Gazali ile kabuk değiştiren kelâm ilmi, Risale-i Nurlar ile en son ve en mükemmel halini almıştır.
Risale-i Nurların kelâm ilmine kattığı en büyük değer, Kur’an’i deliller olan inayet ve ihtira delillerinin yeniden ve mükemmelen ihya edilmesidir. Malum olduğu üzere, klasik kelamda felsefi deliller olan devir ve teselsül ön plandadır ki, bu deliller hakiki huzuru ve marifeti tam temin edemiyor. Risale-i Nurlar ihtira ve inayet delilleri ile her şey üstünde marifeti ve huzuru göstererek sağlam ve tahkiki imanı veriyor.
Kur’an ve kelâm ilminin farkına Üstad Hazretleri şu şekilde işaret ediyor:
"Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’ân’dan alınan minhâc-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki:"
"Meselâ, bir su getirmek için, bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısım da, her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir, tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyuları kazıp su çıkarmaya ehil olanlar, zahmetsiz herbir yerde suyu buldukları gibi, aynen öyle de:"
"Ulema-i ilm-i kelâm, esbabı, nihayet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyetiyle kesip, sonra Vâcibü’l-Vücudun vücudunu onunla ispat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor. Amma Kur’ân-ı Hakîmin minhâc-ı hakikîsi ise, her yerde suyu buluyor, çıkarıyor. Herbir âyeti, birer asâ-yı Mûsâ gibi, nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor. وَفِىكُلِّشىْءٍلَهُاٰيَةٌتَدُلُّعَلٰىاَنَّهُوَاحِدٌ düsturunu her şeye okutturuyor.""Hem iman yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin hisseleri var. Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır. İşte, Muhyiddin-i Arabî, Fahreddin Râzî’ye bu noktayı ihtar ediyor." (Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas)
Risale-i Nurlar bu zamanda Kur’an mesleği üzerine gidiyor. Risale-i Nurların kökü kelam ilmi olsa da muhteva ve usul bakımından Kur’an’ın tarzı olan sahabe mesleği üzerine gidiyor ve bu tarzı bu zamanda hakkı ile temsil ediyor.
İmam Gazali (ra)’in tenkit edip yetersiz gördüğü kelam ilmi, felsefe tabanlı ve felsefeden beslenen Mutezile kelamıdır. Farabi, İbn-i Sina gibi dahi filozofların takip ettiği ilahiyat ilmi, bu kabilden olan ilm-i kelamdır. Yoksa Ehl-i Sünnet dâhilinde vahyin terbiyesi ile inkişaf edip Risale-i Nurlar ile en kemal manasına ulaşan ve hakiki marifeti temin eden ilm-i kelam tenkit edilmiyor.
İmam Gazali (ra) Ehl-i Sünnet dâhilinde olup, zaman zaman akliyata kaçan ve huzuru tam temin etmeyen Kelam ilmini de tenkit etmiştir ama dalalet seviyesinde tenkit etmemiştir. Hatta İmam Gazali (ra) bu ilmi geliştirmiş ve bu ilme yeni boyutlar kazandırmıştır.
Risale-i Nurlar ne felsefe tabanlı bir ilm-i kelamdır ne de Ehl-i Sünnet dâhilinde olup da akıl ağırlıklı giden bir ilm-i kelamdır. Risale-i Nurlar Kur’an eksenli ve vahiy soluklu bir ilm-i kelamdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar