Esmâ-i Hüsnâ 99 tane midir, 1001 tane mi? Allah'ın isimlerini zikretmenin fazileti hakkında Üstad hazretleri ne buyuruyor?
- Cenâb-ı Hak bütün isimlerini, Peygamber Efendimiz vasıtasıyla bildirmiş mi? Bildirmediği, bilemeyeceğimiz başka esmâ da var mı?
Değerli Kardeşimiz;
Esmâ-i Hüsna ile alâkalı hadis-i şerifte Allah’ın doksan dokuz ismi sayılmıştır. Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever." Bir rivâyette: "Kim o isimleri sayarsa cennete girer." buyurmuştur. (Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502).)
Tirmizî'nin rivâyetinde Resulullah (Aleyhissalâtü vesselâm) Allah'ın isimlerini şöyle saydı:
"O Allah ki O'nda başka ilâh yoktur. Rahman'dır. Rahim'dir. El-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, e-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, el-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu, en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu, es-Sâbûru."
Öte yandan, Kur`ân-ı Kerîm’de, bu hadiste geçmeyen İlâhî isimler de vardır.
Hz. Peygamber (asm.) Cevşenü'l-Kebir isimli meşhur münacatında, bin bir isimle Allah’a yalvarmıştır. Ayrıca, bazı dualarında “Ya Rabbi, bildiğim ve bilmediğim bütün isimlerinle sana yalvarıyorum…” buyurmuştur.
Bazı zatlar, Allah’ın isimlerinin sonsuz olduğu kanaatindedirler. Bilindiği gibi Allah’ın esmâ-i hüsnâsı; zatî isimler ve fiilî isimler diye iki grup olarak ele alınmıştır. Allah’ın fiilî isimleri sonsuzdur. Zira ne kadar farklı fiil varsa o kadar da farklı isim olacaktır. Cenab-ı Hakk’ın fiilleri ise hadsizdir. Bütün kâinattan kat-ı nazar sadece kendi varlığımızda bile sonsuz denecek kadar çok farklı icraat sergilenmektedir. Saç yaratmak, göz yaratmak, el, ayak yaratmak, mide, ciğer, kalb yaratmak, alyuvar ve akyuvar yaratmak gibi sayısız denecek kadar çok farklı fiil, bir insan bedende icraat yapmaktadır. Bu farklı icraatların her biri bir ismin tecellisini gösterirler.
اَللّٰهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ لَهُ اْلاَسْمَاۤءُ الْحُسْنٰى "O Allah ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler Onundur."(Tâhâ, 20/8)
Risale-i Nurların ekser eczaları bu âyetin tefsiri ve şerhi mahiyetindedir.
Risale-i Nurların bütünü Allah’ın isimlerinin mânaları ve tecellileri üzerine bina olunmuştur. Bir cihetle Risale-i Nurlar, Allah’ın isim ve sıfatlarının bir şerhi bir izahı bir tefsiri hükmündedir.
Zikretmek, Allah’ı anmak ve hatırlamaktır. Bu isim ve sıfatların lafızlarını vird makamında zikretmekten tutun, mâna ve inceliklerini mütalaa ve tefekkür etmeye kadar çok mertebeleri vardır. Risale-i Nurlar hem lafız olarak hem de mütalaa ve tefekkür olarak bu isim ve sıfatları zikrediyor.
Allah’ın fiilî isimleri sonsuzdur. Bu fiilî isimlerin çokluğu; Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir. Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken Fettâh nâmını alıyor; bir canlının ölümünde Mümit ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor; canlılara rızık verirken Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza...
Hadis-i şerifte ifade edilen doksan dokuz isim ile Cevşen'de zikredilen bin bir isim bunun bariz bir delilidir. Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri de esmâ-i hüsnânın nihâyetsiz olduğunu gösteriyor:
"... İsim, Cenâb-ı Hakkın zâtî isimleri olduğu gibi, fiilî isimleri de vardır. Bu fiilî isimlerin, Gaffar ve Rezzak, Muhyî ve Mümît gibi pek çok nevileri vardır."
"Sual: Bu fiili isimlerinin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor?"
"Cevap: Kudret-i ezeliyenin, kainattaki mevcudatın nevilerine, fertlerine olan nispet ve taallukundan husule gelir. Bu itibarla, بِسْمِاللّٰهِ kudret-i Ezeliyenin taallûk ve tesirini celb eder. Ve o taallûk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. Öyleyse, hiç kimse, hiçbir işini besmelesiz bırakmasın!" (İşârâtü'l-İ'câz, Fatiha Sûresi Tefsiri)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü