Risaleleri yıllardır okuyorum; ama "havf" hissim takviye olmuyor. "Allah korkusu" duymak istiyorum, neden olmuyor? Bu yüzden günahlara sürükleniyorum; ne yapmalıyım?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tasavvuf vartalarından birisi de seyrüsüluk esnasındaki zevk ve kerameti asıl maksat bilip, onun peşine düşmektir.

Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"BEŞİNCİSİ: Sırr-ı tarikati anlamayan bir kısım mutasavvıfe, zayıfları takviye etmek ve gevşekleri teşcî etmek ve şiddet-i hizmetten gelen usanç ve meşakkati tahfif etmek için istenilmeyerek verilen ezvak ve envar ve kerâmâtı hoş görüp meftun olur; ibâdâta, hidemâta ve evrâda tercih etmekle vartaya düşer. Şu risalenin Altıncı Telvihinin Üçüncü Noktasında icmâlen beyan olunduğu ve sair Sözlerde kat'iyen ispat edilmiştir ki, bu dâr-ı dünya dârü'l-hizmettir, dârü'l-ücret değil. Burada ücretini isteyenler, bâki, daimî meyveleri fâni ve muvakkat bir surete çevirmekle beraber, dünyadaki beka hoşuna gidiyor, müştakane berzaha bakamıyor. Âdeta bir cihette dünya hayatını sever; çünkü içinde bir nevi âhireti bulur."(1)

Risale-i Nur hizmetinde de bu tarz manevî haller ve zevkler makbuliyetin ve terakkinin alameti sayılmamalıdırlar. Yani "yıllarca hizmet içindeyim, ama kalbime şu hal gelmedi, gönlüm şöyle ferahlamadı" gibi serzenişler bir varta olarak değerlendirilebilir.

Takviyeden kastettiğiniz şey, şayet takva ve ibadetlerin çoğalması ise ve bunda bir eksiklik varsa, bunun için çabalamak ve arayışa girmek güzeldir. Hatta şu endişe ve teessüfünüz bile terakkinin bir alametidir.

Diğer bir husus, bu asrın maddeci ve günahçı yapısı Risale-i Nur'un insan üzerindeki harika tesirini tam manası ile göstermeyebiliyor. Yani Risale-i Nurlar aslında insana harika bir iman kuvvetini veriyor, ama çevre bu kuvveti çabuk emip bitirdiği için, tam manası ile hayatımızda harika bir şekilde tezahür etmiyor, edemiyor. Bu noktada takvaya dikkat edersek, bu tezahür kalp ve ruhta tam manası ile inkişaf eder kanaatindeyiz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.104
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

k.toprak
Soru soran arkadaşın sorusunda kendimi gördüm ama sanırım bende biraz fark var büyük ihtimalle günahlarım dolayısıyla risaleler bana açılmıyor onu insanlara sunamıyorum iman lezzetini tam tadamıyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
şehrayin
cenabı hak sevdiği kuluna hatalarını gösterirmiş bence bu kardeşimizin yapması gereken aczini fakrını şefaatçi yapıp bu çirkin vaziyetten kurtulmak için dua etmesi münacaat etmesi niyaz etmesi yalvarması cenabı hak onu bu vaziyetten kurtaracaktır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
fakirullah
Risalei nurun bizzat ve evvela nefse okunması, o derece ihlasla, safi, sırf ubudiyetin yerine getirilmesi, hataların tesbiti ve tashihi niyetiyle okunması insandaki pekçok ayarları yeniden düzenliyor. O yüzden nurları evvel muhatap kendimizi alarak okumalı. Rnur çok kuvvetli bir tefsir, müthiş tesiri var; ancak direkt onikiden nefse okunmayınca o tesir çok azalıyor, terbiye edici vasfı sönük görünüyor. Netice beklemek değil ama hakkaten bir risaleyle 32.sözle manevi yaralarından kurtulup imanını kurtarıp vefat eden abiler var. Bir de nurları hayatına aksettirebilmiş, edebi, hayası, takvası kuvvetli kardeşlerle daha çok beraber olmak da en zahmetsiz ve fıtri bir çözümdür. Biz Allah'ı Rabbimiz olarak bilsek terbiyesine de şuurumuz olur, problem Allah'ın rububiyetine karşı kendi nefsimizinkini bırakamamaktan kaynaklanıyor. Bir de günahtan alıkoyan şey hiss-i havftan ziyade o günahın neleri kaybettirdiğine şuurumuzdur. Yani kendimizi bir kenara çekip "Ya nefsim, bak hala nerelerdesin, niye geçici lezzetler için baki mükafatları kaybetmeye razı oluyorsun.." şeklinde nefsimizi ikna yoluna gidersek daha keskin bir tevbe çıkıyor; bir elimize istiğfarı sıkıca almalıyız. Aynı dertlerden muzdarip idim, Cenabı Hak çözümleri gönderdi elhamdülillah.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...