"Risaletü’n-Nur ise, Kur’an’ın bir manevi mu’cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor ve mevcut imandan istifade cihetine değil..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Risaletü’n-Nur ise, Kur’ân’ın bir mânevî mu’cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor ve mevcut imandan istifade cihetine değil, belki çok deliller ve parlak burhanlarla imanın ispatına ve tahkikine ve muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden, herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar." (Kastamonu Lâhikası, 5. Mektup)

Bu veciz ifade, Risale-i Nur Külliyatının bu çağdaki temel misyonunu, yöntemini ve neden hayati bir öneme sahip olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Metni daha yakından incelediğimizde öne çıkan temel unsurları şöyle analiz edebiliriz:

1. Kur’ân’ın Mânevî Bir Mu’cizesi Olması

Risale-i Nur, Kur’ân-ı Kerîm’in bu asra bakan manevi bir mu’cizesi olarak tanımlanır. Bu ifade, onun klasik bir tefsir olmanın ötesinde, doğrudan doğruya Kur’ân’ın hakikatlerinden süzülmüş, bu çağın hastalıklarına tam isabet eden bir manevi reçete olduğunu vurgular.

2. Mevcut İmandan İstifade Değil, İmanın İspatı ve Tahkiki

En kritik yapısal fark burada ortaya konmuştur:

Eski dönemlerde toplumda genel bir iman kabulü vardı; irşad ve tasavvuf faaliyetleri bu mevcut imandan istifade ederek onu amelle, ahlakla ve manevi mertebelerle derinleştirmeye odaklanıyordu.

Bu zamanda ise fen ve felsefeden gelen şüpheler, doğrudan imanın temellerine (Allah’ın varlığı, ahiret, nübüvvet vb.) hücum etmektedir. Bu yüzden Risale-i Nur, hazır bir imanın üzerine bina inşa etmek yerine; çok deliller ve parlak burhanlarla imanın varlığını akli, mantıki ve ilmi olarak ispat etmeyi esas alır. Yani imanı taklitten çıkarıp tahkiki hale getirir.

3. Şübehattan (Şüphelerden) Kurtarma ve Muhafaza

Çağın getirdiği felsefi akımlar ve ateizm, deizm gibi dalalet dalgaları insanların zihninde ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Bu cümle, Risale-i Nur’un bu şüpheleri zihinsel ve kalbi boyutta çürüterek inananları bir kale gibi muhafaza ettiğini belirtir.

4. "Ekmek Gibi, İlaç Gibi" Lüzumu

Risale-i Nur’un bu zamandaki ihtiyacı iki çok temel benzetmeyle anlatılmıştır:

Ekmek gibi: Her gün ihtiyaç duyulan, yaşamak için vazgeçilmez olan gıdadır. Ruhun ve kalbin her an bu hakikatlerle beslenmesi gerekir.

İlaç gibi: Çağın manevi hastalıklarına, inançsızlık virüslerine karşı şifaya vesile olan, tedavi edici bir özelliğe sahiptir.

Dikkatle bakanlar ifadesi ise bu ihtiyacın yüzeysel bir bakışla anlaşılamayacağını; zamanın ruhunu, toplumun geçirdiği manevi sarsıntıları ve insanın iç dünyasındaki aşınmaları derinlemesine analiz edenlerin bu hakikati mutlaka tasdik edeceğini ifade eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
5
Okunma sayısı : 27
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...