İmanın mahiyetinin lezzetleriyle cennetten, küfrün elem ve azaplarıyla cehennemden "gizli haber" vermesi ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, nasıl ki imanın mahiyeti eğer tecessüm etse, lezzetleriyle bir cennet-i hususiye şekline girebilir ve cennetten bu noktadan gizli haber verir. Aynen öyle de Risale-i Nur’da delilleriyle ispat ve baştaki meselelerde dahi işaret edilmiş ki, küfrün ve bilhassa küfr-ü mutlakın ve nifakın ve irtidadın öyle karanlıklı ve dehşetli elemleri ve manevi azapları var, eğer tecessüm etse, o mürted adama bir hususî cehennem olur ve büyük cehennemden bu cihette gizli haber verir." (Şualar, 11. Şua, Sekizinci Meselenin Bir Hülâsası)
İman, insan ruhunun en derin ve en kıymetli hazinelerinden biridir. İmanın mahiyeti, eğer somut bir şekilde tezahür etse, ruhu o kadar huzur ve mutluluk ile doldurur ki, bu durum bir cennet görüntüsüne dönüşebilir. İmanın lezzetleri, gerçek bir cennetin tatlarını ve güzelliklerini müminin kalbine sunar. Yani iman eden bir kişi, inancının derinliği ölçüsünde manevi bir cennet hayatı yaşayabilir.
Bu noktada imanın lezzetleri, insanın ruhunu besleyen, onu mutlu eden ve huzura kavuşturan birer nimettir. İman, kişiye sadece dünyada değil, ahirette de cennetle müjdelenmiş olmanın verdiği bir sevinç ve huzur yaşatır. Bu nedenle, iman bir cennet-i hususiye şeklinde tezahür edebilir ve bu durum, cennetin güzellikleri hakkında insanlara birer müjde niteliğindedir.
Yani iman, müminin kalbinde bir cennet yaşatır ve bu cennet, kişinin ruhunu besleyerek, onu dünya ve ahiret mutluluğuna götüren bir kapı açar. Bu anlamda, imanın gerçek değeri, kişiye sadece manevi bir tatmin sağlamakla kalmaz, aynı zamanda cennetin gerçeklerine dair bir işaret ve müjde de taşır.
"Gizli Haber" tabiri şu iki temel manaya gelir:
İman Lezzeti: İnsan, sağlam bir imana sahip olduğunda, ruhunda öyle bir huzur ve emniyet hisseder ki bu duygu âdeta cennetin bir numunesi gibidir. Henüz dünyadayken, iman ışığıyla ruhun aldığı bu manevi zevk, cennetten gelen gizli bir haber veya bir ön izleme olarak nitelenir.
Gaybi Müjde: Kur'an ve iman hakikatlerinin, gelecekteki ebedi saadeti kesin bir dille müjdelemesidir. Akıl ve kalp, bu hakikatlerle tatmin olduğunda, sanki cennetin kapıları aralanmış ve oradan bir fısıltı gelmiş gibi sükunete kavuşur.
Özetle imanın verdiği huzur, insanın kalbine cennetten gelen gizli bir müjde ve o saadet ülkesinden bir parça ışık gibidir.
"...küfrün ve bilhassa küfr-ü mutlakın ve nifakın ve irtidadın öyle karanlıklı ve dehşetli elemleri ve mânevî azapları var, eğer tecessüm etse, o mürted adama bir hususî cehennem olur ve büyük cehennemden bu cihette gizli haber verir."
Bu ifadede, küfrün ve özellikle de küfr-ü mutlak (tam anlamıyla inkâr) ile nifak (iki yüzlülük) ve irtidadın (dinden dönme) ruhsal ve manevi boyutları ele alınmaktadır. Küfür ve nifak, insanın ruhunda derin ve acı verici bir karanlık oluşturur. Bu durum, kişinin ruhunu cehennemin azapları gibi bir hâle sokar.
Müminler, imandan uzaklaştıklarında ve bu tür manevi hastalıklara düştüklerinde, ruhsal bir cehennem yaşamaktadırlar. Bu, onların kalplerinde ve ruhlarında bir azap meydana getirir. Yani bu tür bir inançsızlık ve ikiyüzlülük, sadece ahiretteki cehennemle sınırlı kalmayıp, dünya hayatında da kişiyi manevi bir cehenneme sürüklemektedir. Bu nedenle, bu durumun kişinin ruhunu nasıl etkilediği ve onun ıstırap çekmesine sebep olduğu vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak, bu ifadeyle, inançsızlığın ve ruhsal hastalıkların, kişinin hayatında yarattığı derin etkilerin ve manevi azapların ciddiyeti hatırlatılmaktadır.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü