Şu kâinat kitabında, bir günde neleri tefekkür etmeliyiz?
Değerli Kardeşimiz;
Kur’an, zikir ve tefekkür gibi mefhumları mutlak bırakmış; belli bir çerçeve ve kalıp ile sınırlandırmamıştır.
Her insan kendi ilmi ve tefekküri gücüne göre zikirde ve tefekkürde bulunur. Bu yüzden, bazıları için bir günlük zikir ve tefekkür beş vakit farz namazları kılmaktan ibaret iken, bazıları için günlük Cevşen ve Risale-i Nur'u çokça okumak ve tefekkür etmektir.
Günlük hayatımızda, üzerinde tefekkür edilecek o kadar çok şeylerle karşılaşıyoruz ki, bunları saymaya ve tavsiye etmeye kalksak bitmez. Her nefes almamızdan tutun da sabah güneşin doğmasına ve kuşların ötüşüne kadar her şey tefekkür sahasıdır. Bu bakımdan, tefekkürün kemiyetini değil de keyfiyetini yakalamamız icap ediyor. Yani her hâdisede tefekkür etme açısını yakalamak lazımdır ki, bu da ancak tahkiki bir iman ve bakış açısı ile mümkündür.
Bütün bu mahlûklar, Zat-ı Zülcelalin sonsuz kudretini ve nihayetsiz fiillerini gösteren, varlığını ve birliğini ilan edeni azamet ve kibriyasını güneş gibi gösteren delillerdir. İman ve basiret sahibi her insan, bu sahifelerde tecelli eden binler ayet ve ilahi hikmetleri görür, okur ve onları yazan Hâlık-ı Zülcelal’in mevcudiyetini bilir, O’nun azamet ve kudretini tasdik eder.
Tefekkür, Cenab-ı Hakk’ın kâinat sarayında teşhir ettiği antika, garip ve bedi eserlerini okumaktır. Mütefekkir bir arif semaya doğru yükselen ihtişamlı dağlara, çeşitli meyvelerle bezenmiş bağlara, yıldızlarla süslenmiş parıl parıl parlayan asumana, güneşlere, aylara, deryalara, onlarda yüzen balıklara, fezada uçan kuşlara, rahmet yüklü bulutlara, yağan yağmurlara ibretle bakıp tefekkür eder.
Mütefekkir bir zat, yıldızlarla bezenmiş semaya, yeryüzündeki azametli ve ulviyetli dağlara, çeşitli meyveleriyle letafetli ve sümbüllü bağlara, uçsuz bucaksız deryalara nazarını gezdirdikçe, kendini firdevsî bir cennet içinde zanneder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar