Üstadımızın, farklı mezheplerin farklı hükümlerinin hak olması hakkındaki açıklamaları ayet ve hadislere mi dayanıyor, yoksa kendi içtihadı mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayet ve hadisler esasında hikmet ve fıtrat ile asla tenakuz teşkil etmezler ve çatışmazlar. Tenakuz gibi zannedilen hususlar, aslında kişinin ayet ile hikmet arasındaki münasebeti iyi idrak edememesindendir. Yani ayet ile hikmet arasında bazen zahir, bazen hafi bir münasebet vardır. Bunu tefrik edemeyen ve anlamayanlar sanki ikisi arasında bir tezat ve tenakuz varmış zannına kapılıyorlar. İslam fıtrat ve hikmet dini olduğu için İslam’ın hükümleri ile fıtratın ve hikmetin kanunları arasında bir mutabakatsızlık olmaz ve olamaz.

İnsanların mizaç ve örflerinin farklı ve muhtelif olması bir fıtrat ve hikmet kanunudur. Öyle ise bu mizaç ve örflere bakan hükümlerde, İslam dininin farklı ve seyyal hükümlerinin bulunması gayet normal ve hikmete uygun bir haldir.

İnsanların fıtrî, coğrafî ve örfî farklılıklarından hâsıl olan, farklı hayat tarzlarına cevap vermek için emredilen veya cevaz verilen ihtilaf vardır. Bunlar İslam’ın itikad ve ibadet esaslarına nisbetle teferrruat kabilinden hususlardır.

İçtihat ve mezhepler hakkında varit olan ayet ve hadislerin birkaçını aşağıya alıyoruz:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere de itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre de. Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, herhangi bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Rasûlüne götürünüz. Bu hem daha hayırlı, hem de netice itibariyle daha güzeldir.” (Nisâ, 4/59)

"Kim bana itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim bana karşı gelirse, Allah’a karşı gelmiş olur. Emire itaat eden, bana da itaat etmiş olur. Emire isyan eden bana da karşı gelmiş olur.” (1)

Burada emirden maksadın müçtehit alimler olduğu, alimler tarafından ittifak ile kabul edilmiştir.

“Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” Bu hadis-i şerifi İmam-ı Beyhaki, İmam-ı Münavi, İmam-ı ibni Nasr ve İmam-ı Deylemi gibi sözleri dinde senet olan hadis imamları bildirmişlerdir.

Bu hadisdeki ihtilaf manası cahil tabakanın mezhep taassubuna delil değil, müçtehid alimlerin tevil ve içtihat ihtilafına delildir. Zaten müçtehitler de içtihatlarını kendi heva ve heveslerine göre değil, Kur'an ve sünnetin tesbit ve tayin ettiği usul üzere yapıyorlar.

Hz. Peygamber (s.a.s.) Muazİbn Cebel'i (v.19/640) Yemen'e vali olarak gönderirken ona sordu:

"Ne ile hükmedeceksin?" oda,"Allah'ın kitabıyla"

"Ondabulamazsan."

Muaz: "Resulullah'ın sünnetiyle hükmederim" dedi.

"Bunların her ikisinde de bulamazsan ne yaparsın." diye sorunca, Muaz:
"O zaman re'yimle içtihad ederim." dedi.

Resulullah (asm) bu cevaptan memnun kalarak;"Resulünün elçisini, Rasulünün razı olacağı bir şeye muvaffak kılan Allah'a hamdolsun." dedi. (2).

Böylece Resulullah (asm) Kitap ve Sünnet'te hükmü bulunmayan meseleler hakkında Hz. Muaz’ın içtihad etmesine izin verdi. Fakih sahabeler de Hz. Muaz b. Cebel'in yolunu takip ettiler.

Üstad Hazretlerinin mezhepler hakkındaki bütün tesbitleri, bu gibi ayet ve hadislerin ışığında yapılmış tesbitlerdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Buhâri, Cihâd, IV.8; Ahkâm, VIII, 104; Müslim, İmâre. III. 1466.

(2) bk. EbûDâvûd, el-Akdiye, 11; Ahmed b. Hanbel,Müsned, V, 230, 236.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

sami

ABDÜLVEHHÂB-I ŞA'RÂNÎ Hazretlerinin MÎZÂN-ÜL KÜBRA Kitabı tamamıyla bu meseleleri isbat ve izah etmektedir. Kitabın başında ki 43 Fasıl'la kardeşimizin sorduğu soruyu cevaplamaktadır. Geniş bilgi için başvurulabilir. Zaten Üstad Hazretleri de ilgili risalenin son kısmında bu kitaba havale etmektedir: "İşte denizden iki katre sana misal.. onlara kıyas et. Mizan-ı Şaranî mizanıyla, şeriat mizanlarını bu suretle müvazene edebilirsen et." (Yirmiyedinci Sözün Hâtimesi)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...