Allah ihtiyacımız olan bir şeyi vücuda getirmeseydi, biz onun yokluğunu hissedebilir miydik?

Soru Detayı

- Yani; bir şeyin adem-i vücudu, o şeyin adem-i ilmine delalet eder mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özelliği, kâinatı ve içindeki varlıkları ve nimetleri tartacak, tanıyacak ve ölçebilecek cihazların verilmesidir. Hayvanlara akıl verilmediği için, ilimden anlamadıkları gibi, göz de verilmese idi, görmeden de anlayamayacaklardı.

İnsana cüz’i sıfatlar, aza ve latifeler verilmeseydi Hâlık’ının sonsuz sıfatlarını bilmesi mümkün olmazdı.

Anneden doğma kör bir adama, “Görme denilince ne anlıyorsun?” diye sormuşlar. Adam şu enteresan cevabı vermiş:

“ ‘Siz falanca geliyor’ diyorsunuz, ben hayret ediyorum ki ne biliyorlar?”

Cenâb-ı Hak bize kudret vermeseydi O’nun Kadir olduğunu bilemezdik. İrade vermeseydi irade sıfatını, işitme vermeseydi işitme sıfatını bilemezdik.

İnsan marifet için yaratıldığından, İlahi sıfatları ve şuunatı bilmekte bize vahid-i kıyasî olacak kadar, sıfatlar ve şuunat verilmiştir. Bunlarla Allah’ın sıfatlarını ve şuûnatını biliriz. Ancak, şunu da hiçbir zaman unutmayız: Ruhumuz mahlûk olduğu gibi ondaki sıfatlar da kabiliyetler de mahlûkturlar. Bir mahlûkun zatı Cenâb-ı Hakk’ın Zatına benzemediği gibi, sıfatları da O’nun mukaddes sıfatlarına benzemez. İnsanın da mahlûk olan sıfatları ve kabiliyetleri Hâlık’ın sıfatlarına ve şuûnatına hiçbir cihetle benzemezler.

İnsan, Allah'ın, cami' ismine mazhar olduğu için, kâinatta olan her şeyin bir numunesi insanda vardır. İnsan âdeta kâinatı tanıyacak ve tartacak bir anahtar külçesidir. Her bir maddî ve manevî cihazı bir âlemin kapısını açmak için verilmiştir. Bu cihazların bazıları inkişaf edip geliştiği gibi, bazıları da zamanla pörsüyebilir ve güdük kalır.

Netice olarak, hasta olmayan melekler, hastalığı ve şifayı bilmedikleri gibi, insanda da olmayan duygular olabilir. Ama biz, olanları biliriz, olmayanların olmadığını tartacak ölçücüklerimiz olmadığı için, onları bilmiyoruz. Bu da demektir ki, Allah, ihtiyacımız olan bir şeyi vücuda getirmemesi, ihtiyacımızın olmaması demektir. İhtiyaç ise, Allah yaratır veya yaratacaktır.

Meselâ; ebedî yaşama duygusu hepimizde vardır, ama karşılığı dünyada yoktur. Bu demektir ki, madem ihtiyaçtır, öyle ise er ya da geç Allah verecektir. Nitekim ahirette bu duygumuzun karşılığı verilecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...