"Ara sıra sinemaya ibret için gittiğimden bana İstanbul içindeki insanlar o dakikada sinemada geçmiş zamanın gölgelerini hazır zamana getirmek cihetiyle, ölmüş olanların ayakta gezer suretinde gösterdikleri gibi..." Açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte bu hâlette, gayet rikkatli ve firkatli, elemli bir hüzün ve gam, kalbime, başıma çöktü. Çünkü ben yalnız bir iki dostu kaybetmiyorum. İstanbul’da binler sevdiğim dostlarımdan mufarakat gibi, çok sevdiğim İstanbul’dan da ayrılacağım. Dünyada yüz binler dostlarımdan iftirak gibi, çok sevdiğim ve müptelâ olduğum o güzel dünyadan da ayrılacağım diye düşünürken, yine kabristanın o yüksek yerine gittim. Ara sıra sinemaya ibret için gittiğimden, bana, İstanbul içindeki insanlar, o dakikada, sinemada geçmiş zamanın gölgelerini hazır zamana getirmek cihetiyle, ölmüş olanları ayakta gezer suretinde gösterdikleri gibi, aynen ben de o vakit gördüğüm insanları, ayakta gezen cenazeler vaziyetinde gördüm. Hayalim dedi ki: Madem bu kabristanda olanlardan bir kısmı, sinemada, gezer gibi görülüyor; ileride kat’iyen bu kabristana girecekleri, girmiş gibi gör. Onlar da cenazelerdir, geziyorlar."(1)

İman nazarı ile bakılmaz ise, o zaman ölüm; bizi bütün sevdiklerimizden ve ahbaplarımızdan ayıran ve ayrılık acısını tattıran bir cellat oluyor. İnsan elli sene sonraki halini sinemada izleme imkânı bulsa; hayatındaki çok şeylerin kaybolduğunu, sevdiği kimselerin yerlerinde yeller estiğini görecektir. Küfür ve gaflet nazarı insana bu denli azap ve elemleri çektirir.

Hâlbuki hakikatte ölüm bir hiçlik ve yokluk değil, ebedî saadetin başlangıcı, geçici bir vazife değişimi ve daimî bir memlekete göçmenin vesilesidir. Dünyada vazifesi biten insan, ölüm ile ebedî istirahatgâhı olan kabir âlemine intikal eder. Bu yüzden, hiçbir varlık asla yok olmaz, hiçlik kuyusuna düşmez. İşte bu bakış açısı insana muazzam bir teselli veriyor.

Birçok mefhum, zamana ve nesillere göre mana kazanır. Günümüzdeki sinema ve kahvehane ile bir asır önceki sinema çok farklıdır. Bir asır önceki kahvehaneler kıraathane idi ve kitap okuma mekânları olarak kullanılmakta idi. Keza o zamanki sinemalar da tamamen eğitim ve ibret maksatlı idi.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Onuncu Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...