Bediüzzaman, Şeyh Said için; "Allah onlara cihad ile şehadeti; bana da kalemle cihadı nasip etti" demiş midir? Said Nursi, O'nun davasını meşru görmüş mü?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'un umumunu incelediğimizde, Üstad Hazretlerinin Şeyh Said isyanına tarz ve metot olarak karşı olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. Zira ömrü boyunca müspet hareket etmeyi kendine şiar edinen ve dâhilde silahlı mücadeleyi asla uygun görmeyen Üstad Hazretlerinin, Şeyh Said isyanını tasdik etmesi veya desteklemesi asla mümkün ve kabil değildir. Aksi halde kendi ile çelişmiş olur.

Nitekim Üstad Hazretleri Şeyh Said isyanından önce de kendine yapılan bu tarz teklifleri geri çevirmiş ve onları bu konuda ikaz etmeyi kendine de vazife saymıştır.

"Aynen bunun hatası gibi: Eski Harb-i Umumîden biraz evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: 'Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel, bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz.' "

"Ben de dedim: 'O fenalıklar ve o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mes'ul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya karşı kılıç çekmem ve size iştirak etmem.' "

"O zatlar benden ayrıldılar, kılıç çektiler; neticesiz Bitlis hâdisesi vücuda geldi. Az zaman sonra, Harb-i Umumî patladı. O ordu, din namına iştirak etti, cihada girdi, o ordudan yüz bin şehidler evliya mertebesine çıkıp beni o dâvamda tasdik edip kanlarıyla velâyet fermanlarını imzaladılar."(1)

Üstad Hazretlerinin bu sözleri, Şeyh Said isyanında nasıl bir tavır sergilediği konusunda, bize ipuçları vermektedir. Akl-ı selim sahibi insanlar, Üstad Hazretlerinin Şeyh Said isyanında nasıl bir tavır sergilediğini takdir eder diye düşünüyoruz.

Bediüzzaman Hazretleri, başta Şeyh Said isyanı olmak üzere, her türlü isyan ve bölücülük hareketlerinin karşısında olmuş; isyancıların teşebbüslerinden vazgeçmesi, halkın onlara itibar etmemesi için çok büyük gayretler sarfetmiştir. O’nun, kendisinden destek isteyen Şeyh Said’e ve isyancılara verdiği cevap çok çarpıcı ve ibretlidir.

Necmeddin Şahiner bu meseleyi "Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi" isimli kitabında şöyle anlatmaktadır:

“Şark isyanından bir müddet önce, Erek Dağında Kürt aşiret ağalarından ve Hamidiye Paşalarından Kör Hüseyin Paşa geldi ve Bediüzzaman’a şöyle dedi: “Üstadım, bu talebeleri çıkart. Sizinle mahrem görüşeceklerim var.”

Bediüzzaman da “Hüseyin Paşa! Bunlar benim vücudumun azaları gibidir, ayrı değiller” dedi.

Bunun üzerine Hüseyin Paşa heybesini açarak bir mendil çıkardı. Mendil altınla dolu idi. “Bu minnetsiz olarak benim malımın zekâtıdır. Bunu kabul et, fakirlere, misafirlere ve talebelere sarfet.”

Bediüzzaman çok hiddetlendi ve Paşaya “Paşa! Sen hiç alim ve hocalara sormadın mı? Zekat, yerinden nakil olur mu? Senin köyünde fakir akraban ve yakınların yok mu? Niçin getirdin?” diyerek reddetti.

Bunun üzerine Hüseyin Paşa: “Sizinle bir müşaverem var. Askerim hazır, atlar hazır, silahlar ve cephaneler de hazır. Sizden emir bekliyoruz.”

Bediüzzaman: “Sen ne diyorsun? Ne yapacaksın? Kiminle harbedeceksin?"

Hüseyin Paşa: “Mustafa Kemal'le.”

Bediüzzaman: “Mustafa Kemal'in askeri kim?”

Hüseyin Paşa: “Ne diyeyim… İşte askerdir.”

Bediüzzaman: "Askerler bu vatanın evladıdır. Senin ve benim akrabalarımdır. Kime vuracaksın? Onlar kime vuracak? Düşün, idrak et. Ahmed'i Mehmed'e Hasan'ı Hüseyin'e mi kırdıracaksın?"

Hüseyin Paşa: “Böyle bir hayattansa ölmek daha iyidir.”

Bediüzzaman: “Ne olmuş hayata. Sen hayatından bezmişsen, bütün Müslümanların, bütün zavallıların günahı ne, onlardan ne istiyorsun?”

Hüseyin Paşa şaşırdı ve mütehayyir kaldı. Sonra “Sen benim elimi ayağımı soğuttun. Ben şimdi aşiretimin korkusundan evime gidemem. Bütün aşiretler toplanmışlar. Benden söz alacaklar. Ben şimdi gidip, bu şekilde anlatsam, diyecekler: 'Hüseyin korktu.' Beş para ettin beni.”

Bediüzzaman: Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol” dedi.

Yine Bediüzzaman Hazretleri Osmanlı Devleti'ne karşı isyan etmek isteyen bazı Kürt aşiret reislerine hitaben şöyle diyordu:

“Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize, kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Ona bedel, onların akıl ve ma’rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. Elhâsıl, Türkler bizim aklımız, biz onların kuvveti; hep beraber bir iyi insan oluruz. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. İyi evlâd böyle olur... İttifakta kuvvet var, ittihâdda hayat var, uhuvvette saadet var, hükümete itaatte selâmet var. İttihâdın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir.” (Asar-ı Bediyye)

(1) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.

Ayrıca ilave bilgi için tıklayınız:

Said Nursi'nin Şeyh Said'e yazdığı mektubun gerçek olmadığını söyleyenler var. Bunu açıklar mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 8.204
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...