"Ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum." Ne demektir? Bu şuura ulaşmak için ne yapmalıyız?
Değerli Kardeşimiz;
"Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyeciklerle bir kaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim Sekiz Sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin." (Sözler, Birinci Söz)
Bu cümle, hem İslam ahlakının zirvesini hem de Risale-i Nur’un telif felsefesini özetleyen mütevazı ve derin bir itiraftır. Bu sözün arka planındaki temel manaları şöyle sıralayabiliriz:
1. Mahviyet ve Tevazu (Enaniyetin Kırılması)
Bir mürşit, yazar veya rehber genellikle üstad konumundadır ve hitap ettiği kitleyi nasihate muhtaç görür. Ancak Bediüzzaman Said Nursi, tam tersi bir duruş sergileyerek kendisini herkesten daha çok nasihate muhtaç ilan eder. Bu duruma İslam literatüründe mahviyet (kendini sıfırlama, kibirden arınma) denir. İnsan ne kadar ilim sahibi olursa olsun, nefsinin her an sapabileceğini bilerek gurur ve enaniyetten uzak durmalıdır.
2. Risale-i Nur’un Metodu: "Önce Kendi Nefsime Yazıyorum"
Bu ifade, eserlerin yazılış amacını ve üslubunu belirler. Müellif, bu kitapları başkalarına ders vermek, onları düzeltmek ya da üste çıkmak için yazmamıştır. Yazılan her hakikat, önce yazarın kendi nefsine hitaptır. Okuyucu ise bu sürece sadece ortak olur. Bu yaklaşım, eserlerin samimiyetini ve okuyucu üzerindeki tesirini katbekat artırır; çünkü okuyan kişi kendisini sorgulanan değil, yazarla birlikte aynı hakikati anlamaya çalışan bir yol arkadaşı olarak görür.
3. "Nefsini Bilen Rabbini Bilir" Düsturu
İslam tasavvufunda ve ahlakında kişinin kendi kusurlarını görmesi, kemalata giden ilk adımdır. Kendi nefsini kusursuz gören bir insan, nasihate kapılarını kapatır ve manen duraklar. Kendini en muhtaç konumda görmek ise ruhu sürekli uyanık tutar, öğrenmeye ve manevi terakkiye açık hale getirir.
Özetle: "Bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter." cümlesiyle bu cümle tam bir bütünlük oluşturur. İlk söz tebliğin yönünü içeriye çevirirken, bu söz de o içeriye çevrilen bakışın hangi duruşla (yani tam bir ihtiyaç ve tevazu haliyle) yapılması gerektiğini gösterir. İnsan, başkasının hocası olmadan önce kendi nefsinin talebesi olmalıdır.
İlave bilgi için tıklayınız:
- "Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez." cümlesini detaylı olarak izah eder misiniz?
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü