"Cebir ve İ'tizalde birer dâne-i hakikat bulunur." başlığı altındaki cümleleri açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Cebir ve İ´tizalde Birer Dâne-i Hakikat Bulunur."

"Ey talib-i hakikat! Mâziye, hem musîbet; müstakbel ve mâsiyet ayrı görür şeriat. Mâziye, mesâibe nazar olur kadere."

"Söz olur Ceberîye. Müstakbel ve maâsi, nazar olur teklife. Söz olur İ´tizale. İ´tizal ile Cebir şurada barışırlar."

"Şu bâtıl mezheblerde birer dâne-i hakikat mevcud, mündericdir; mahsus mahalli vardır. Bâtıl olan, tâmimdir." (1)

Üstad Hazretleri, geçmişe Cebriye nazarı ile bakmanın bir mahzuru olmadığını söylüyor. Aynı şekilde geleceğe de Mutezile gibi bakılabilir diyor. Yani geçmişte başımıza gelen musibetleri kadere vererek ümitsizlik ve hüzünden kurtulmak için kadere atmakta bir sakınca olmadığı gibi, geleceğin de sanki bizim tasarrufumuzdaymış gibi sebeplere sarılıp hazırlanmamızda bir zararı yoktur. Bu insana ruhen hafiflik verir ve manen rahatlatır. Gelecekte Muzetile, geçmişte Cebriye, hâlihazırda Ehl-i sünnet gibi düşünmek gerekir.

Geçmişi Cebriye'ye vermek, sadece manevî sıkıntı ve ağırlıklar noktasındandır. Yoksa mesuliyet ve mükellefiyetleri kadere vermek manasında değildir. Yani bir insanın geçmişte işlediği bütün günahlar kaderin emriymiş, onun bir kabahati yokmuş, demek, batıldır.

Üstad Hazretleri günahlar noktasında değil, musibetler noktasında geçmişe Cebriye gibi bakılabilir, diyor. "Mazide başımıza gelen musibet ve sıkıntıları kaderin bir cilvesi olarak görmek, geldi ve geçti." demek, manen insana bir hiffet ve rahatlık bahşeder. İşte işaret edilen husus bu noktadır.

İnsanı hadiselerin altında ezilmekten kurtaran bir tevekkül gemisi gibidir; insan bütün manevî sıkıntılarını ve ağırlıklarını bu gemi üstüne bırakıp rahatlar.

Manen terakki eden evliya, asfiya ve kâmil mü’minler, lütufla kahır arasında fark görmezler; Allah’ın her türlü takdirine karşı tam bir teslimiyet ve rıza içindedirler. Bu hususi bir durumdur. Bediüzzaman Hazretleri, geniş halk kitlelerine, mazide vuku bulan hadiselerde kaderi hatırlamalarını tavsiye eder ve bunun faydasını da ümitsizliğe düşmemek ve gereksiz yere üzülmemek şeklinde ifade eder.

Mazide kaçırdığı fırsatlar için bir ömür boyu üzülüp dövünmenin insana hiçbir faydası yoktur, ama zararı kesindir. Böyle bir insan, maziyi kadere havale etmeli, “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek hayatını çileden, azaptan kurtarmalıdır.

İstikbâle gelince, insan, kaderinin ne olduğunu bilmediğine göre, cüz’î iradesini kullanmak mecburiyetindedir. Üzerine düşen vazifeyi yaptıktan sonra, tevekkül yoluna girebilir. Yoksa “Kaderimde ne varsa o olur.” deyip tembelce oturamaz.

(1) bk. Sözler, Lemeat

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Allah celle celalüh razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...