Cevşen'deki "Ey bütün varlıkların hayatları boyunca rahmetine, rızasına ve muhabbetine kavuşmak istediği Matlûb." ifadesinin içinde kâfirler de var mı?
Değerli Kardeşimiz;
Kâfirler her ne kadar inkâr ve küfür içinde olsalar da, onların bedenlerinde hizmet eden âza ve cihazlar fıtrî olarak iştiyakla Allah’ı tesbih ediyorlar. Bu cihetle her şey için Allah mutlak bir matlubtur.
Ayrıca kâfirlerin mahiyeti Allah’ın isim ve sıfatlarının üzerinden tecelli ettiği ve geçtiği bir memer ve yoldur. Ama kâfirler asla bu isim ve sıfatlara mazhar ve makes olmuyorlar. Sadece üzerinden gelip geçiliyor. Gelip geçme noktasından her isim kâfirin mahiyet aynasından veya yolundan gelip geçebilir, ama asla kâfirler şuurlu olarak o isimlere mazhar olamazlar.
Kâfirin haberi olmasa da bilmese de midesindeki açlık hissi, Allah’ın Rezzak ismine bir iştiyak ve talep hükmündedir.
“Evet o kâfir, kendi terkibiyle, sıfatıyla Cenab-ı Hak’ça nev’-i beşere takdir edilen ni’metlerin tezahürüne -şuuru olmaksızın- hizmet ediyor. Ve güzel masnûat-ı İlâhiyenin mehâsinini bilâ-şuur tanzim ediyor. Ve kuvveden fiile çıkartmakla garâbet-i san’at-ı İlâhiyeye nazarları celbediyor. Ne fâide ki farkında değildir. Demek, o kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma vakitleri bildirmek gibi nev-i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür.” (Mesnevi-i Nuriye)
Bütün hayırlar Allah’ın elindedir. Fen sahasındaki keşifler ve muvaffakiyetler de Allah’ın bir ihsanıdır, Şu var ki, bunların bulunması kulun çalışmasına bağlanmıştır. İnsanın, bilgi ve gayretini belli bir konuda teksif etmesi fiilî bir dua olur ve Cenab-ı Hak o duayı kabul ile o ilim adamının kalbine ve dimağına bu konuda bir ihsanda bulunarak onu bir keşfe, bir buluşa muvaffak kılar. Bu adam eğer Allah’ı biliyorsa ve muvaffakiyetini O’nun bir ihsanı olarak kabul ediyorsa bunun karşılığını hem dünyada hem de ahirette görür. Dünyada muvaffakiyetine karşılık maddî imkânları artar. Ahirete bakan yönüyle de, insanlara yaptığı bu hizmeti bir nevi sadaka olur.
Şayet, o kişi Allah’a inanmamışsa yaptığı hizmet, bir saatin insanlık âlemine yaptığı hizmete benzer. Saat insanlara vakti bildirme hizmetine karşılık ahirette manevî bir mükâfat görmeyeceği gibi bu adam da göremez. Sadece dünyada edindiği maddî menfaat ile başbaşa kalır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü