Namazdan sonra sesli tesbihat yapmanın hükmü nedir? Yurt dışında buna "Osmanlı bidati" diyorlar. Türkler neden sesli yapıyor? Peygamber Efendimiz nasıl yapmıştır?
Değerli Kardeşimiz;
Namazlardan sonra yapılan tesbihat, ibadetin kemalini artırmak ve Allah'ı anmak adına çok faziletli bir sünnettir. Yurt dışında karşılaştığınız bu durum, İslam dünyasındaki farklı fıkhi yorumlardan ve kültürel uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Bu konuyu aklınızdaki soru işaretlerini gidermek adına maddeler halinde inceleyelim:
Peygamber Efendimiz (asm) Nasıl Yapmıştır?
Hz. Peygamber (asm) ve sahabe efendilerimiz namazlardan sonra Allah’ı zikretmiş tesbih (Sübhanallah), tahmid (Elhamdülillah) ve tekbir (Allahu Ekber) getirmişlerdir.
Öte yandan Hz. Peygamber (asm) ve ashabı farz namaz kılındıktan sonra bazı tekbir, tesbih ve tahmid gibi zikirleri yüksek sesle okumuşlardır. Nitekim İbn Abbâs (r.a.); insanların Peygamber (s.a.v.)'in zamanında farz namazdan çıkınca yüksek sesle zikrettiklerini haber vermiş, “Ben bu sesi işitir işitmez, insanların namazı bitirdiklerini anlardım.” demiştir. İbn Abbas bir başka rivayette de “Ben Peygamber (asm)'in namazı bitirdiğini tekbîr getirilmesinden anlardım.” demiştir. (bk. Buhari, Ezan, 155)
Fakat bu durumun sürekli mi olduğu, yoksa sadece insanlara zikri öğretmek amacıyla mı yapıldığı konusunda müctehid alimler farklı yorumlar getirmişlerdir.
Neden Türklerde Sesli, Bazı Milletlerde Gizli Yapılıyor?
Bu durum tamamen fıkhi mezheplerin sünneti yorumlama biçimi ve bu yorumların zamanla kurumsallaşmasıyla ilgilidir:
Hanefi Mezhebi (Türklerin çoğunluğunun tabi olduğu mezhep): Hanefi fıkhına göre asıl olan zikrin gizli / sessiz yapılmasıdır. Ancak cemaate zikri öğretmek, insanları teşvik etmek ve bir düzen sağlamak amacıyla müezzin eşliğinde toplu ve sesli zikir yapılması zamanla bir gelenek haline gelmiş ve faydalı görülmüştür. Türkiye'deki müezzinlik müessesesi ve toplu tesbihat bu amaca hizmet eder.
Şafiî ve Hanbelî Mezhepleri (Arap coğrafyası ve diğer bazı milletler): Bu mezheplerin ağırlıklı görüşüne göre, zikrin ve tesbihatın herkesin kendi başına, sessizce yapması efdaldir. Peygamber Efendimizin (asm) sesli zikretmesini öğretme amaçlı ve geçici olarak yorumlarlar. Bu yüzden yurt dışındaki camilerde namaz biter bitmez herkes kendi tesbihatını sessizce yapar ve toplu bir müezzinlik organizasyonu görülmez.
"Osmanlı Bid'atı" İddiası ve Üstad'ın Yaklaşımı
Yurt dışındaki bazı Müslümanların bu uygulamaya "Osmanlı bid'ati" demesi, konuyu derinlemesine bilmemelerinden ve kendi coğrafi doğrularını tek doğru kabul etmelerinden kaynaklanır.
İslam hukukunda dine aykırı olan ve ibadetin aslını bozan şeyler "bid'at" sayılırken; dinin özüne ters düşmeyen, zikir gibi güzel bir amele vesile olan uygulamalar "bid'at-ı hasene" veya güzel bir âdet olarak değerlendirilir. Toplu tesbihat da insanların namazdan sonra zikri unutmadan, gaflete düşmeden yapmalarını sağlayan güzel bir metottur.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de bu konunun üzerinde önemle durmuştur. Üstad, namazdan sonraki tesbihatın Hz. Peygamberimizin (asm) tarikatının evradı olduğunu (velayet yolu olduğunu), insanı manen koruyan bir kale hükmünde bulunduğunu ifade eder. (bk. Kastamonu Lahikası, 70. Mektup)
Nur talebelerinin ve genel olarak toplumun bu sünneti unutmamasının, aksine sesli ve şiar haline getirilerek devam ettirilmesinin önemini vurgulamıştır. Dolayısıyla bu uygulama, cemaat şuurunu canlı tutmak adına Üstad ve ondan önceki alimler tarafından da teşvik edilmiştir.
Hz. Muâviye’nin rivâyetine göre; bir gün Peygamberimiz (a.s.m.) sahabîlerden bir kısmının bir halka teşkil ederek oturduklarını gördü. Yanlarına vardı ve sordu:
“Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”
Onlar, “Bize İslâm gibi bir din bahşeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk.” dediler.
Peygamberimiz (asm) bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldıktan sonra şöyle buyurdu:
“Sizi suçlamak için yemin ettirdiğimi sanmayın. Lâkin şu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ın meleklerine karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi.” (Müslim, Zikir 40)
Özetle Hükmü Nedir?
Namazdan sonra sesli veya toplu tesbihat yapmak caizdir ve bid'at-ı hasenedir. Herkesin kendi başına sessizce yapması ise sünnete diğer bir yorumla uymaktır.
Yurt dışına çıktığınızda bu tür farklılıkları bir ayrışma sebebi olarak görmemek gerekir. Onlar kendi mezheplerinin fazilet gördüğü şekilde sessizce yaparlar; bizler de kendi geleneğimiz ve mezhebimizin usulünce toplu veya ferdi olarak tesbihatımızı yerine getirebiliriz. Temelde yapılan iş aynıdır: Allah'ı zikretmek.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü